İçeriğe geç

ŞEHRİN KURTULUŞ REÇETESİ VE KİRLİ SİYASİLERE KARŞI BOYKOT

İnsan hayatı gibi şehirlerin de birer canlı olduklarını; hafızası, kültürleri, felsefesi, tezi, etnik bilimi ile toplumların kendini ait hissettikleri çok çeşitli folklorik, mimari, estetik zerafetle tasarlanmış kadim mekanlar olduğu bilinmeli.

Zaman ve şartlar, coğrafya, doğal olaylar, tarih, eko sistem, insan mutluluğu hepsi şehirleri soğukkanlı bir şekilde asıl maksadını gün yüzüne çıkarır. Aslında bir şehir üzerinde analiz yapmak doğurganlığı yepyeni sonuçlar çıkarmaya zorlar bizi. 

Dolayısıyla bizim ait olduğumuz şehirden başlayacağız: Duygusal tepkilerini, hikayesini, beklentileri ile daha çok sorunsallıklarını ele alacak, siyaset mekanizmasına kurban giden yönlerini şeytani bir zekayla bulup söyleyecek, gözden kaçan bir çok ayrıntısını gün yüzüne çıkarmayı adet edinmeliyiz. 

Mesela kendimizi ait gördüğümüz şehir, hüviyetimizde nereli olduğumuzu belirten o isim, harf diziliminde meydana gelen ses-cümlenin anlam bütünlüğü, yaşamak-ölmek sarmalında bize hissettirdikleri, ata ve soy geçmişimizin her daim kendilerini izah ettikleri bu adresler bizden sonraki nesil için de aynı anlamla ifade edilir olmalı. 

O halde şehrimizin hikayesi, sorunları, kafa karışıklığı, bize önerdiği tartışmaları, yöneticilerin belirlediği rasyonel insiyatif ile siyasi çözüm, dahası sorunları en doğal ve doğru yerden bakmayı bilmeli, iyi niyet sorgulamasında eleştirel yaklaşımlarla ortak bir yetki etrafında buluşabilirsek daim oluruz ancak. 

Şehrimiz Malatya ile ilgili en kritik “iki” sorunu bu analiz yazımızda öne çıkarıp, ekmeğini yiyen vatandaşı, siyasileri, yazarları, gazetecisi, aydını, akademisyeni, üniversite hocaları birlikte çağın gereksinimleri mukabilinde bir çerçeve çizmeye davet ediyorum. 

1Deprem sorununa eş zamanlı gerekli hassasiyeti gösterebildik mi sorunu: 

Tüm deprem yönetmeliğini, atılan adımlar, kat edilen yol, bina stoku, siyasal duruş ve vatandaşın sorunlar silsilesi tüm başlık altında ki detayları kapsar. Müdahale etme yöntemi şimdilik belirli mercilerin elinde. Sanırım takvim kaynaklı süreç ile siyaset kaynaklı sürecin at başı -tersine doğru- birbiriyle yarışır halde olduğu depreme karşı nasıl bir kampanya ortaya koyduğumuz, tüm iltisakları, gelecekte hayatımızsa ki konumu, şehrin üzerinde oluşturduğu psikolojik/ olumsuz reaksiyonları hepsini ciddi şekilde eğer tartışmaya değer buluyorsak, buluyorum, buluyor muyuz? 

Yok eğer her vatandaşa bu bile fazla, yapıyoruz işte canım.. mealinde statükocu bir yaklaşım var ise kendi içinde kendini yalanlamaktan başka bir şey olamaz. 

2Kayısının sadece meyve değil, bir toplumun geleceği olduğunu belirleme:

Kayısının 12-15 Nisan tarihlerinde yaşanan don afeti sonrası yanması gösterdiki bir toplumun kaderinde önemli bir yer edindiği. Hatta bir kaç adım daha önde gider. Ehli namus ve dürüst yöneticilerin bunu gördüğüne kabulen; kayısıyı sadece bir yaz meyvesi olarak görmesi dışında ciddi bir kitlenin geleceği ile ilgili direkt sarasında biyolojik bağ bulunduğunu görmek, tahlil etmek, bunu böyle tanımlayacak teoriler, frekanslar, tanırım reklam yelpazesini genişletmeyi bilecek akıl sahiplerine ihtiyaç olduğu. Hiç kimse bu saatten sonra kayısı özgeçmişine coğrafi işaretli meyve ürünü şeklinde tanıtımına, asıl anlamını yani toplumsal manevi bir değer olduğunun simgesel yönlerini dahil etmeyecek hainliği yapmamalı. O vakit asıl kayısı günleri, festivali, bahsi tam bu yıl yapılmalıdır. 

Öncelik bu iki sorun etrafında konuşlanır, siyasi çözümden başlayarak, STK ve üniversite-hocalarımızın dahli, gazeteci ve yazarlarımızın bunu anlatma girişimi, kitlesel minvalde konuyu sahiplenme muamelesi 2-5 yılları arasında meydana getireceği pozitif sonuçların şehrin maruz kalacağı ilerleme bölümüne arz’ını şimdiden not düşebiliriz. 

Malatya tebası her yönüyle güçlü, ilkeleri olan, sahih varsayımlara sahip, geleceğe dair bir duruş hazırlayan, prensipleri-mazbut bir çizgisi, teolojisi olan, kısmen ideojik bir perspektifi benimsemiş güçlü bir iskelet yapısına sahip bir şehir. 

Fakat bazı yanlış önermeler sonrası faliyetlerinde kendini korumaya almış olması, doğrudan içinden gelen açık yönlendirmelere kulak tıkaması, elbet geleceğine dair çok radikal sert çağrışımlarının var olduğunu göstermesi, siyasal yönetimin çoğu zaman niyetini belli ettirmemesi benzini biten araba normunda bıraktığı muhakkak. Benzin koyacak bir akaryakıt istasyonu ve bir de cebinde benzin alacak az paranın olması kafi. 

Benzin parası kayısı, benzin parası da şehri depreme yeniden hazırlamak olarak okuyabiliriz aslında. Formül bu kadar basit. 

Açık açık ben söyleyeyim: rant gözeten, ilgili makamdan kariyer bekleyen, kariyere bağlı lüks ve şatafat fırsatı kollayan, siyaset adı altında başka çarpık ilişkilere tevessül edenler yukarıda verdiğimiz iki masum-iyi niyetli maddenin amaçları doğrultusunda hedefine ulaşmasını istemez. Çünkü işlerine gelmez. İşte yukarıda yazımda bahsettiğim ehli namus, vicdanlı, dürüst aktörlere bu nedenle toplumun acil ihtiyacı var. 

Yoksa kirli, çürümüş zihinlere sahip potansiyelleri, takım elbise altına gizlenmiş muallak anksiyetleri, genel bir belirleyici faktör olarak şehrin felsefesi, toplumsal diyalogu, bazı çıkar dengeleri, iktidarın iyi niyeti önünde engel olabilecekleri parazitsel göstergeleri gözden kaçırmamalıyız. 

Onları iyi tespit etmeliyiz

Tam burada art niyetli siyasi, yönetici, STK memurları, kim olursa olsun boykot etme yasal hakkımızı kullanacağız. Gözlem imkanlarımıza göre, ortaya konulan referanslara, edindiğimiz izlenim,bireylerde bıraktıkları intiba, dinamikleri ve şehrin geneline göre yaydıkları enerji ne varsa bize boykot yapıp yada yapmama hakkı doğurabilir. Kimi zaman yazılarımızda, bire bir ilişkilerimiz de, sosyal mecralarda boykot edeceğimiz isimlerin tuzu kuruluğuna bakmadan şehir reçetesine sunmuş olduğu katkı sıralaması değerlendirme de etkili olacağı kuşkusuz. 

Sosyolojik açıdan şayet siyasileri, yöneticileri, bazı kurum memurları önün de ceket ilik iliklemek yerine asli eksiklikler, sorunlar dile getiirllmesi kaliteli bir yönetim, başarılı bir siyaset, ufku geniş akil kişilerin toplum bünyesinden yeşermesine olanak sağlayacaktır. Yoksa gelen cebini dolduracak, giden ranta har vurup harman savuracak, diğeri kene gibi ordan kanını emecek, ordan bir kişi yada grup nemalanacak fakat toplumsal kitle perişan olacak, acı çekecek, o vakit sürünmeye-yok olmaya, rezil rüsva olmaya devam. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir