
Pütürge ve Doğanyol iki ilçeden oluşan tek bir bölge aslında. 1991’de Merhum Özal’ın Doğanyol ziyareti esnasında ilk olarak ilçe olması gündem gelmiş, akabinde nahiye iken ilçe vasfını o tarihle kazanmıştır.
Pütürge ve Doğanyol’un en büyük sorunu “yol’u” yıllardan beri kapı gibi karşımızda durmaktadır. Ne bölge sakinleri yol sorununu adam akıllı dile getirebildi ne de mevcut bürokrasi halkın bu talebini ajandasına taşıdı.
O yüzden bölgenin halkı sansürlü bir hayatı mecburen sürdürmeyi adet edinmiş olduğu gün gibi ortada.
2008– 2010 yıllarında Şal deresinin revize edilmesi ve Kubbe dağı geçit bölgesinde yaklaşık 30 metrelik indirme yapılarak kısmen neşter vurulmuş, en azından Kubbe dağı zirvesi daha düzgün bir hale büründürülmüştü.
Fakat Halikan rampası “S” virajından Yaygın gölüne kadar olan 11 km’lik mesafe halen 1990’larda yapılmış ilkel yol olduğunu hatırlatmak isterim. Oraya nedense hiç bir şekil müdahale edilme gereği duyulmadı.
İlk olarak 1949’da yapılan Pütürge araç yolu kazma küreklerle o dönem daha çok vergi borcu olanlara, devlete borcu karşılığında yaptırılmıştı. İlkin Vali çeşmesi yönünden, Haşşaş’ın bağı üzerinden, Poskıran köyü Zomo’lar mahallesi arkasından, Şangel ağacı yanından Ğarpon mahallesi arkasına, ordan keskin bir viraj yaparak bugünkü Tepehan yol ayırımından çıkarak Pütürge ve Doğanyol yönüne aynı güzergahtan devam ederdi.
Horç marka bir kamyon 1950’de Pütürge’ye ilk turunu gerçekleştiriyor. Pütürge ahalisi büyük bir tezahüratla karşılıyor gelen bu yeni makineyi. Halk arasında “tomofil” diyorlar. O yüzden o günlerde kara meşelikteten geçen kazma küreklerle yapılmış Doğanyol yoluna “tomofil yolu” denilir…
1951’de Kaymakamlık makamına Willys Jeep tahsis edilir, Doğanyol’dan Öksüzler nihayet ilk kamyonu istanbul’dan getirir bölgeye. Peşinden Gökçe (Ağvan) eşrafından Sımo İsmet ilk Magirus kamyonu, ikinci olarak Bakımlı (Hıraba) eşrafından Geyik Osman Alman Krup marka kamyonuyla ilk ulaşım hatında yolcu taşımacılığını yaparlar.
Mevcut kazma kürekle yapılmış yolun aşırı yağmur ve kar yağışından dolayı sürekli çamur olan yoldan araçlar işlemez hale gelince 1962’de bugünkü kullanılan güzergah; lokantaların olduğu, Şal deresi yönüne yol verildi.
Verildi fakat bu kez Şal deresi gibi çok riskli, tehlikeli, her an heyelan yaşamaya müsait dar ve keskin bir dere yolu geçilmez kılıyordu.
Şal deresini geçmek kolay değildi elbet. Yolun oturması yılları alacaktı. Bölge halkı ise “yeterki yolumuz olsun sorun değil” minvalinde konuyu kendi içerisinde böyle ele alıyor, değerlendiriyordu.
Özelikle kış aylarında 30 güne varan yol kapanmaları, sayısız kaza, hastaneye yetiştirilemedikleri için hayatını kaybeden hastalar ve 1954 yıllında Karakol olarak kullanılan bugünkü Bakımevi’nde aşırı kar yağışı ve tipiden dolayı donarak hayatını kaybeden 11 er ile 1 yüzbaşı vakalarını bu minvalde pas geçiyoruz.
Çünkü literatürlere tez olacak benzer hikayeler her Pütürge ve Doğanyol’lunun kaderinin bir parçasıydı.
2016 yıllına geldiğimizde Pütürge yol ayırımı ile Doğanyol arası 27 km’lik yol silbaştan yapılacak haberi çabucak bölge arasında yayıldı. Yola hasret bölge insan bu haber sonrası büyük umutlara kapıldı. Özelikle yollara önem veren Ak Parti hükümetinden bölge halkı çok kullanışlı bir yol beklentisine düştükleri doğru.
Hele de Doğanyol yolu harabe bir şekildeydi ve artık kullanılmaz bir hale gelmişti.
Hatta bölgeyi dışarıdan ziyaret eden insanlar “iki milletvekiliniz var, bir yolunuzu yaptıramadınız” paradoksal mahfuz sitemleriyle de karşılaşmıyor değildik.
Doğanyol yolunu kullanan Pütürge’ye ait 3 köyün insanları da bu haberden paydaş olarak sevinçlerini saklayamıyor ve yeni yolu dört gözle bekler oldular.
İhale GENÇ-BAY şirketine verilmişti. GENÇ-BAY çok geçmeden Burç köprüsü yanına şantiyesini kurmuş ve ilk kazma Doğanyol yönünden vurulmuştu.
2016–2025 yılları arasında Burç köprüsüne kadar ki bölüm ancak bitirildi. Standart bir program olarak Doğanyol tarafından yapılarak yol ayırımına bağlanması beklenirken; bir gün eskovatörler, kepçeler, kamyonlar yüklenmiş firma yetkilileri; benim de köyüm olan Çengelli sınırları içinde Şiro çayı rampası alanında yeni bir çalışma başlattı.
Yani Burç köprüsü ile Çengelli arasında ki 10 km’lik alan sonraya bırakılıyordu.
Ondan öncesi ise halk arasında projeler hava da uçuşuyordu. Halk yeni yol projesi hakkında bilgi sahibi olmadığından kulaktan dolma bilgilerle boşluğu doldurmaya çalıştıkları bir süreç devreye girdi. Karşıya direk viyadük atılacak diyen de oldu, kalın bir menfezle yine karşıya bağlantı yapılacak diyen de… Aradan geçen keskin ve dar bentli Taliş çayı yeni proje ile pas geçilecek denildi daha çok…
Ki beklenti de öyleydi.
Aslında halkın odaklandığı ana nokta; Taliş Çayı üzerinden direk karşıya atılacak bir köprüydü. Böylece yıllarca boğuştukları keskin dirsek virajlarla, rampalardan kurtulacaklardı. Öyle inanıyor, öyle bekleniyordu. Zaten aksi bir çalışmada randıman vermeyeceği kabul edilmekteydi.

Hulâsa çayın her iki yakasını oluşturan dar ve keskin virajlara sahip rampalar araç sürücüleri açısında yıllardan beri tehdit oluşturdukları aşikar.
Sırf Şiro çayı üzerinde ki keskin (Candar) virajda (farklı tarihlerde) meydana gelen kazalarda 10 kişi hayatını kaybettiğini de paragraf arasından hatırlatalım.
Firma yetkilileri ise galiba sırtını devlete dayamış olduklarından, dokunulmazlık zırhı sağlanmış olmalı ki bölge sakinlerine kaile almıyor, yol hakkında hiç bir bilgi vermeme psikolojisi büyük bir handikap oluşturuyordu. Projeyi üstlenmiş GENÇ-BAY firması yetkilileri de devlet sırrıymış gibi proje aslını saklıyor, merak edip soran bölge insanlarını muhatap almıyor, geçiştirmeli, net-sağlıklı cevaplar vermiyordu bir türlü.
Bizzat çalışma alanında kendim de durmuş, nasıl bir çalışma yapıldığını orda hazır bulduğum çalışanlara sorduğumda: “biz bilgi veremeyiz” denilerek ensemizi kaşıyarak uğurlanmıştık oradan.
Taki MHP Pütürge ilçe başkanı Kürşat Ayaydın’ın çektiği bir videoya kadar…
Video elime geçer geçmez sosyal medya sayfamda derhal paylaştım. Zaten sitem dolu olan bölge halkı video altına çokça çeşitli yorumlar yapmaya başladı.
Daha çok tereddütlerini dile getiriyorlardı.
Video hakkında sosyal medyada çokça yorumlar yapılınca herhangi bir yanlış anlaşmaya mahal verilmesin diye geri çekilmiş, dolayısıyla yol çalışması hakkında vatandaşa artık bir bilgi verilmesinin mecburi bir gereklilik olduğu sanırım yetkililerce görülmeye başlandı.
Elazığ karayolları bölge müdürü Yusuf Güneş’inde aralarında olduğu bir heyet Eylül ayı ortalarında durumu değerlendirmek üzere Doğanyol’a bir ziyaret gerçekleştireceklerini; Doğanyol belediye Başkanı Hakan Bay’ın şahsımı arayarak bu toplantıda yer almam hususunda telkinlerini bildirince aynı gün bende toplantıya müdahil oldum.
Doğanyol belediye başkanı Hakan Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya yol yapımının yüklenici Genç-Bay firma yetkilileri, Doğanyol muhtarları, Pütürge MHP ilçe başkanı ve Doğanyol meclis üyeleri ile yol hakkında bilgi almak isteyen bazı vatandaşlar katıldı.
Elazığ Karayolları bölge müdürünün açıklamalarının bazıların not aldım toplantıda. İhale bedeli hakkında bilgiler yanı sıra bölgenin zor olduğuna defaatle değinmiş, özelikle bölge insanlarının arazileri hakkında rıza göstermemelerine dert yakınmış, konu hakkında firma yetkililerinden belli başlı bazı bilgiler isteyerek bize iletmişti.
Kafama takılan cümle ise o gün bölge müdürünün “proje onaylandı, bu saatten sonra yapılacak bir şey yok!” demesi olmuştu.
Doğru!
Toplantı tarihi esnasında Çengelli köyü Şiro çayı alanında yapılan çalışama % 50 safhalarındaydı çünkü.

Bizlerde bunca çalışma sonrası bir geri adım atılmayacağının farkındaydık. Daha çok bölge halkının gazını almaya yönelik bir toplantı olarak algılamıştık.
Bazı muhtarların itirazları sonrası “neden karşıya direk viyadük atılmıyor?” serzenişlerine istinaden; Bölge müdürü Yusuf Güneş “bütçe yeterli değil. Viyadük kurtarmaz, çok maliyetli olur” cevabını vermişti.
Bazı sağlık sorunlarım nedeniyle ses tonum kısık olduğundan “Yusufeli’ne 50 civarı tünel yapılması kurtarıyor fakat bize bir viyadük kurtarmıyor” demek istedimse de söyleyemedim. Olmadı.
Buraya kadar her şey tamam!
Bu yazıyı yazma tarihini göz önünde bulundurursak elbette işe yaramayacağı kuşkusuz. Olan olmuş biten bitmiş. Milyarlarca liranın harcandığı bir projenin ortasında yazımın maksadının tutarsız olduğunu da net sözcüklerle kabul ediyorum.
Neden şimdi bu yazımın meydana geldiğinin sebebine gelince; GENÇ-BAY firması yetkilileri geçenlerde bir ortamda “bu yol biterse bu kez Kale yoluna başlayacağız!”
Kale yolundan kasıt, Aktarla, Hüsükuşağı üzerinden, Aluçlu köylerine müteakiben devam eden alternatif yolumuz…
Açıkçası bu söylem az biraz kafamı karıştırdı. Evet yolumuz yapılıyor doğru, katkısı olan her bireyden kendi adıma teşekkür ederim. Aslına bakarsanız yolumuz yapılmıyor. Sadece genişletiliyor. Hatta 173 m daha uzatılmış halde… Bir tepe kaldırıldı, Şiro çayı yamacına taşındı. Binlerce kamyon hafriyat çıkarıldı ordan. Bunlar hepsi devlet sırtına külfet. Sonucunda tepenin ortasından yapay bir tünel ortaya çıkarıldı . Tünelin sağına soluna menfez duvarları…Yine aynı rampalar, aynı virajlar makyajlanmış halde bize sunulacak.
Eyvallah…
Eski yolu sabah güneşi görüyordu. Yeni yapılan yolu güneş dahi uğramayacak. Yani kış mevsimlerinde don tehlikesi daha yüksek olacağı aşikar. Yine bütün virajlar olduğu haliyle karşılayacak bizleri. Madem eski rampanın bir müdavimi yapılacaktı, o halde eski rampamızı genişletseydiniz ya! Derler ya o zaman ne anladık bu işten. Hakkaten ne anladık biz bu işten.
Saf köylü, hiç bir mühendislik bilgisi olmayan, yol yapımından anlamayan, teknik bilgisi olmayan vatandaş bile huzursuz bu durumdan, haliyle. mantık yürütüyor. Diyor ki: “madem bu kadar hafriyat çıkarılacaktı, madem üstelik eski Taliş köprüsü yanına yeni bir köprü de yapılacak, direk neden karşıya köprü atılmadı? Hem bunca masrafta olmazdı.”Vatandaş masrafın daha çok olacağının farkında ve doğal olarak tartışıyor, dile getiriyor bunu.
Şimdi kafa mı karıştıran bölüme gelince; Kale tarafından devam eden alternatif yol yapımı söz konusu ise eğer bu firma nasıl garantili bu yolları alıyor böyle? Arkasında hangi güç var? Henüz elinde ki iş bitmeden; Kale yoluna göz dikmeleri ilginç ve tutarsız değil mi? Dahası Kale yolu ihalesi nasıl ne zaman yapıldı? Yapılmadığını biliyoruz. O halde nasıl şimdiden Kale yolunu yapacaklarını ortaya atabiliyorlar? Demek ki el altından bazı sözler tavizler verilmiş. Veyahut neden bu bölgeden çıkmıyor GENÇ-BAY? Hayır; yani bu bölge ihaleleri bu firmaya madem garanti edilmişse, bir nevi peşkeş mi çekilmiş anlamına gelmiyor mu? Halka hiç bir bilgi vermeyecek kadar cüret eden firma bu gücü nerden alıyor peki? Eğer ihale kanunu işler durumda ise bu ülke de bir firma önceden nasıl kesin yeni ihale alacağının tanısını koyabiliyor…
kafamızı karıştıran, türlü sorularla dolduran bölüm burası.
27 km’lik yol yapımı ihale bedeli 1,5 milyar TL ise 83 km’lik Kale yolunu düşünemiyoruz.
Herkesin dediği şey şu; yol yapılmıyor, rant tezgahı kurulmuş. Yetkili firmanın ortaya koyduğu tavıra bakılırsa VATANDAŞ SONUNA KADAR HAKLI!
