
Ülkede meydana gelen siyasİ kavgaların yerel versiyonunu Malatya’da yaşıyoruz. Elbette ortada bir “mutlak butlan” kararı yok ama Ali Bakan var. Şehirde Ali Bakan’a karşı sürdürülen subliminal ittifak, sert muhalefet bir türlü bitmek nedir bilmedi.
O yüzden karşı ataklar olunca “gitti ha gidiyor” haberleri de bir iki ay da bir servis edilmesi elde değil. Bu haberlerin bizim önümüze düşüvermesi halinde, doğal olarak bizde yer vermek zorunda kalıyoruz.
Aslında ortada basit bir iktidar kavgasından başka hiçbir şey yok. Veyahut kayıkçı kavgası. Herkes dört dörtlükte Ali Bakan tek sorun oluşturuyor şeklinde görünenlerin altında –görünmeyen– bir sürecin işlediğine inanmamız isteniyor. Anlaşıldığı kadarıyla buna inananlar da hiç az değil. Hayır bu şehirde tek sorun Ali Bakan değil, bana kalırsa hepsi, herkes.
Büyükşehir’in hali ortada. Düşünün halen belediyenin iş yapacak bir ekibi yok. Daha dün gece ulaşım daire başkanı görevden alındı yerine getirilen hanımefendi nasıl üstesinden gelecek sormak lazım. Her giden Malatyadan bir şeyler koparıp götürüyor. Gelen zaten bir şey katamıyor. Sonuç malumunuz olduğu üzere ortada.
Yeşilyurt ve Battalgazi belediyeleri aklı başında, toplumsal hikayesi bulunan bir proje ortaya koyamadılar. Üzerinden geçmiş 2.5 tane yıl. Tamam bazı ufak tefek çıkışlar söz konusudur fakat yeterli mi sizce? Celal Karatüre konseriyle domine edilmeye çalışılan 2.5 yılın boşluğunu bugün bu satırlardan yazmazsak vebali bizim de boynumuza.
Milletvekillerimizin hangisini görsek kucağında bir çocuk, benim bildiğim çocuk bayramı üzenden 2ay geçti. “Çocukları seviyoruz, çocuk seviciliği” üzerinden geliştirilen şehrin kriminal tamdansı bu yüzden ikinci sınıf kasaba politikası, üçüncü sınıf kasaba politikacıları ötesine geçemedi bir türlü.
Öyle anlaşılıyor ki “kâbe’de hacılar huu der Allah” melodileri içine gizlenmiş; -İkizcede neler dönüyor, yetersiz dükkanlar, alt yapı sorunları, köstebek yuvasına dönmüş yollar, Maski-Motaş şeyleri, şehrin marka değerini sahiplenmek-korumak- vs vs şeklinde gözardı edilmiş, daha çok halı altına süpürülen sorunlar yığınağı bilakis koktuğundan, bir Ali Bakan sanki tüm şehrin dönen tekerine çomak sokuyormuş rüzgarı kaç zamandır estirilip duruyor kulislerde.
Temcit pikavı gibi ısıtılıp ısıtılıp meydana bırakılan “Ali Bakan gitti ha gidiyor” prodüksiyonu büyük bir soru işareti bırakıyor ardında. Soru da Bakan’ın gitmesini isteyen kim yada kimler?
Bu konuyu az biraz açmak istiyorum!
Bir kere Sami Er açıktan istemiyor. Başından beri anlaşamadıkları Malatya kamuoyunu dilinde bilinir bir durum. O malum cemaat istemiyor. Çünkü ilk kez kendi adamlarını oraya yerleştiremediler. İstisnasız at koşturacaklardı Bakan’ı geçemediler. Milletvekilleri ile Bakan arasında problem yok gibi bir görüntü var ama belli olmaz. Kendi adamalarını yerleştirmek isteyen çıkabilir. Koltuğunu kaybeden önceki isimler, gruplar istemiyor olabilir. Tekrar geliriz umutlarını yok saymamız mümkün değil. Son dönemleri olan iki ilçenin ilçe başkanları Yaylacı ve Kahveci gerilimden faydalanmak isteyebildiklerini pas geçemeyiz burada. Ve başka bir güç daha var, adını henüz keşfedemiğimiz, basına sürekli “Bakan gidecek” bilgisini sızdıran başka bir mekanizma…
Önceki yazımızda değinmiştik. Sorun sadece il teşkilattında veya teşkilat başkanında değil. Başından beri bir yozlaşma, çürüme hatta enfekte problemi var. Değil Ali Bakan, yanında bir 10 tane daha Ali Bakan koysanız düzelmez. Düzelmeyecek. O yüzden bırakın Ali Bakan’ı, herkes çıkarsın şapkasını önüne koysun, bir düşünsün derim.
Bence Ali Bakan eğer gidecekse de bu saatten sonra gitmesin. Biz halk olarak gitmesi taraftarı değiliz artık. Bakan’ın kime ne zararı olmuş ki? Hem görev başına getirinler de siz değil misiniz? Bana, sana, bize, vatandaşa mı sordular. Hayır… Sizin ortak kararınız sonrası geldi adamcağız. Zorla, darbeyle falan oturduğu koltuğu ele geçirmedi heralde. Şimdi de kalkmış birileri üzerini çizmek istiyor. Neden, nasıl, hangi isteğinizi yerine getirmedi? Ne vermedi? Hangi ranta yok dedi? Yoksa rant dağılımının önünü açmakta imtina mı etti? Gitmesini tetiklemenin asıl nedeni ne peki?
Sokakta vatandaş işte perde arkasında böyle olduğunu düşünüyor.
Yahu madem ortada bir ihlal, çalışma eksikliği, düzen problemi varsa, birlik beraberliği sağlayamadı, Ak Parti oylarını dejenere ettiyse bunun suçlusu neden yalnız Ali bey olsun, herkesin payı yok mu bunda! Belediye başkanı temiz, milletvekilleri sütten çıkmış ak kaşık, ilçe belediye başkanları zaten Allah’ın seçilmiş kulları, tek Ali başkan olmuyor, öyle mi? Buna kuşlar dahi güler.
Hani Hristiyanlıkta “günah keçisi” diye bir inanış biçimi vardır. İşlenen günahlar bir keçiye yüklenilir, ardından keçiyi kesip yerler. Mesele tam olarak bu. Bakan burada günah keçisi rolü yüklenilmeye çalışılıyor. İdam edilirse tüm sorunlar otomatikman ortadan kalkacak. Herkes mutlu ve sorunlar tümden bitmiş, buharlaşmış olacaktır.
Sözde yazılarımı kısa tutma kararı almıştım. Yine biraz sarktı elimde olmadan. Özetle Malatya’da siyaset kalitesi düştü. Köşe kapmaca oyununda hep aynı ebe, aynı ebe de yoruldu. Sadece yorulmadı bunaldı. Herkes taşın altına elini sokmalı. Zaman kavramı en acımasızca tükenen bir gerçektir. Yıllarımız geçiyor, o halde vicdan sesimize yaslanacağız. Eğer vicdan yoksa bir Ali bakan gider biri gelir. Sonuç değişmedikten sonra.
Son cümle olarak Veli Ağbaba son olaylarda siyaseten yıpranmasaydı, yara almasaydı İlde Ak partinin içinden geçecekti. Boş verin İl başkanıyla uğraşmayı, aklınızı başınıza toplayın halkın gönlünü kazanmaya bakın, ona göre yeni ve gerekli adımlar atmaya çalışın.
