İçeriğe geç

Yıkımın Sessiz Şehri!

Tam 3 koca senedir depremle yatıp depremle kalkıyoruz. 

Hemen her gün bir ve bir kaç zelzele yaşamaktayız. 

2020 Elazığ-Sivrice depremini de dahil edersek 6 yıldır…

Yüzlerce yazı yazdık, bir çok deprem sorununu burdan dile getirdik, deprem bir şehrin kaderinde olağanca hükmeyle yerini aldığını kabul ediyoruz artık. 

Depremler olabilir, vahim sonuçlar doğurabilir, hikayeler-hayaller sıfırlanabilir lakin 6 Şubat denildiğinde aklımdan hiç çıkmayan bir kare vardır ki; yüreğimi derinden sızlatır daima, bazı bürokratik isimlerin deprem alanında kahkaha atarak dolaşmalarını asla unutamayız. 

Malatya Sürekli Depremin Dışında Tutulmaya çalışıldı: 

6 Şubat 2023’te yaşanan depremler Türkiye’nin birçok kentini yerle bir etti. 

Ancak bazı şehirler vardı ki, yaşadıkları yıkım ne yeterince konuşuldu ne de gerektiği kadar görünür oldu. Malatya bu şehirlerin başında geliyor. Ne Hatay kadar manşetlerdeydi ne Kahramanmaraş kadar sembolleşti. Ama yıkım, ihmal ve belirsizlik bakımından en ağır faturayı ödeyen şehirlerden biri oldu. Bürokrasi ısrarla “Malatya’da sorun yok, her şey yolunda” mesajını vermeye odaklanmıştı. Bu amaçsız-asılsız-mesnetsiz mesaj illeriki süreçlerde halkın gönlünde kapanmayan bir yaraya dönüştü. Vatandaşlarımız sosyal medya hesaplarında “hayır bizde yıkıldık, bizde mağdur olduk” veryansınları duyuldu duyulmasına ama çok geç’ti artık. Öyle ki ulusal medya bile Malatya’ya yer vermeye imtina ediyordu. 6 Şubat depremi Maraş’tan bu yana görülmedi. 

Peki Malatya Neden Bu Kadar Kolay Yıkıldı?

Malatya, deprem gerçeğini bilen ama buna rağmen hazırlıksız yakalanan bir şehir olduğu apaçık ortada. 

Fay hatlarına yakınlığı biliniyordu, riskli yapı stoku elbette biliniyordu, eski ve denetimsiz binalar tabiki onlarda biliniyordu. Buna rağmen: Merkez ilçelerde yapı yoğunluğu kontrolsüz bir şekilde arttı. Rant uğruna devasa binalar, siteler belediyelerde ahbap-çavuş ilişkiler yüzünden eksikliklere rağmen göz yumulduğu anlaşılıyordu. 

Eski binalar “bir şey olmaz canım, idare eder” mantığıyla ayakta tutuldu! 

Kentsel dönüşüm ya ağır ilerledi ya da hiç başlamadı!

Denetimler kâğıt üzerinde kaldı hep!

Sonuçta Çavuşoğlu’ndan Battalgazi’ye, Yeşilyurt’tan şehir merkezine kadar Malatya’nın omurgası depremle birlikte komple çöktü. Şehrin nerdeyse yıkılması siyasilerin yoğun manipülatif baskısı sonrası depremde yok olduğu zoraki kabul edildi. 

Depremin İlk Saatlerinde Yaşanan Belirsizlik ve Yalnızlık:

Depremin ardından Malatya’da yaşanan en büyük sorunlardan biri koordinasyon eksikliğiydi. Enkaz başlarında uzun süre profesyonel ekipler görülmedi. Vatandaş kendi imkânlarıyla kurtarma yaptı. 

Ekmek, su, ilk yardım vb temel ihtiyaçlara deprem geçirmiş vatandaşlarımız ilk saatlerde ulaşam sağlayamadı. 

Soğuk hava koşullarında insanlar geceyi ya dışarıda ya da araçlarda geçirdi. 

Üst başı iyi olmadan, yatağından dışarıya üzerindekilerle fırlamış vatandaşlarımız üstelik – (eksi) soğuklara teslim olmuşlardı. 

Haberleşme ciddi şekilde aksadı. 

Malatya’da birçok noktada şu cümle duyuldu: “Kendi kendimize, kaderimize kaldık.”

Bu duygu, sadece fiziki yıkımın değil, devletle vatandaş arasındaki bağın da sarsıldığını gösteriyordu. 

Çarşı Çöktü, Ekonomi Dondu!

Malatya’nın sadece binaları değil, ekonomik hayatı da enkaz altında kalmıştı. Şehir merkezi büyük ölçüde kullanılamaz hâle geldi. Esnaf dükkânını değil, sermayesini kaybetti. Hızlı bir nüfus çıkışı bir anda meydana geldi. Şehir üretici, emekçi, kalifiye kitlesini çevre şehirlere kaptırdı. Giden nüfus geriye dönmedi yada az dönüş yapanlar oldu. Organize sanayi üretimde ciddi darbe aldı. Kayısı gibi kentin ana gelir kalemleri deprem sonrası yeterince korunamadı.

Bugün Malatya’da sorun sadece “evim yok” değil; “işim yok, geleceğim yok” sorunudur.

Malatya yeniden inşa edilirken bir avuç burjuva tekelinde, onların istekleri doğrultusunda yapıldı. Halkın telkinlerini kimse görmedi, görmek istemediler. Özellikle kuyumcuların yer diretmesi uzun süre şehrin imalat hikayesini durdurdu. Süreç boyunca kazanan kuyumcular olmuştu. 

Yeniden Yapım mı, Yeniden Bekleme mi?

Deprem sonrası Malatya’da verilen sözler büyüktü. Kocaman! Ancak sahadaki tablo uzun süre beklemeye alınmış bir safhaya kilitlendi: Konteyner kentlerde uzayan belirsizlik bunun en bariz kanıtı. Yerinde dönüşümde karmaşa adeta Arap saçına dönüşmüştü. Hak sahipliği süreçlerinde kafa karışıklığı halen de giderilmiş değil. Aynı alanlar için defalarca değişen planlar…

Şehir yeniden inşa edilmiş gibi gösterilirken; halbuki yeniden beklemeye alındı.

Bu durum Malatyalının en çok şikâyet ettiği noktaya evrildiğini pas geçemeyiz “Zaman geçiyor ama netlik gelmiyor.” denilmesi ambiyansından çıkılması mümkün olmadı. Henüz yapılan çalışmalar maalesef toplumdan bihaber yapılmaktadır. 

Siyaset Hiç Bir Sorumluluk Almadı: 

Malatya depremi, yerel ve merkezi yönetim açısından da ciddi bir sınavdı. Siyasi aktörlerin toplumla bağışıklığı test edildi adeta. 

Ancak bu sınavda: Kimse açıkça sorumluluk üstlenmedi. Vatandaştan deprem bilgileri kaçırıldı sürekli, muhtarlar yeterince bilgilendirilmediğinden toplum ile bürokrasi arasında kalıcı bir kopukluk yaşandı. Mağdurlar depremin uzağında tutuldu. Hesap vermek yerine “açıklama yapan”bir anlayış hâkim oldu. Eleştiriler “zamansız” bulunarak ötelenmeye çalışıldı. Oysa Malatya’nın ihtiyacı açıklama değil, yüzleşmeydi. “Malatya Ne İstiyor?” Sorusu her daim pas geçildiği gibi…

Halbuki Malatya’nın talebi olağanüstü istekler değildi. Sadece güvenli konut, net takvim, şeffaf planlama, adil hak sahipliği, ekonomik toparlanma için gerçek destek ve en önemlisi de Unutulmamak!

6 Şubat depreminde vardığımız sonuç özetle şöyle: Malatya şunu gösterdi; bu şehir sadece binalarla değil, ihmal edilmiş bir planlama anlayışıyla yıkıldı. Siyaset sadece şehrin adından beslenmiş, kılcal damarlarına-ruhuna-duygusuna dokunmamış. Yöneticilerin toplumla bir bağ kurmadığı ortaya çıkmış oldu. Eğer Malatya bu süreçten ders çıkarmazsa, eğer aynı zihniyetle yeniden yapılırsa, bir sonraki depremde yine aynı acılar yaşanır. Çünkü depremler doğaldır. Ama Malatya’daki yıkım, insan eliyle büyütülmüş gerçek bir hezeyana bir daha dönüşmesin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir