İçeriğe geç

DERNEK’LERİMİZ ELİN DEĞNEK’i Mİ? 

Pütürge ilçemizde Çengelli ve Şiro Taraksu köyleri harici toplam da 63 köy derneği ile Doğanyol’da Koldere köyü harici hemen hemen her köyün derneği ve bunların bağlı bulunduğu 12 federasyon,  bu 12 federasyonun bağlı bulunduğu Malatya komfendarasyonu (MAKON) ve tüm bunların toplamını bünyesinde barındırdığını iddia eden çatı kuruluş MASTÖB adıyla sivil toplum örgütleri birliği entegrasyonumlarımıx mevcut. 

Köy derneklerini bir kenarda tutalım. En azından taziye, düğün, birleşme, kaynaşma, bazı sosyal etkinliklik formatında faydalı faal durumuna tanık olmaktayız.

Asıl bizi ilgilendiren federasyon-konfederasyon ve Birlik limitli derneklerimiz. Bunlar ne işe yarar, ne yapar, asıl amaçları-maksatları-paradigmaları nelerdir? Sosyo’’kültürel yönden topluma ne tür bir katkıları var, oldu yada olası beklenen ihtimal başlıklarını gelin hep birlikte tartışmaya açalım. 

Öncelikle alınma, gücenme, darılma olmasın. Bazı temel gerçeklerimizi konuşur, boşlukları tez elden doldurursak eylemlerimize daha kestirme yoldan ulaşabiliriz. Çünkü “dost acı söyler her zaman” atasözünü de ez cümle sonuna ekledikten sonra “kervan yolda düzülür” diyecekseniz eğer ona bir şey diyemem. Gerçi olursa da, bir şey diyeceksiniz de, kızacaksanız da, kalkar yahu bu adam dönen tekerimize çomak sokuyor, bak bak bizim gibi üstadlığa oynayan patronları eleştiriyor derseniz de deyin, çok ta mühim değil. Elbette bir sakıncası yok, buradayız. Her kelimemizin de arkasındayız tabiki!

Sadece Malatya coğrafyası üstünde yaşayan her bireyin kimliksel nüfuz hakkını kullanarak metropollerde siyaset kovalamak adisyonuna dönüşmüş STK adı altında kendilerini tanımlayan örgütlü çeyrek siyaset merkezleri harici ben başka bir şey göremiyorum. 

Halk tabiriyle siyasi partilerin arka bahçesi, arsası…

Deprem olur en geri planda dururlar

Kayısı yanar, milletin yıllık hasılatı yok olmuştur, bir tek kelime etmeyi tenezzül edilmez. 

Şehrin yeniden kurulumunda hiç bir değer gözetmezler. 

İlçeye dair ve sair tonlarca sorun asla konuşulmaz

Doğru dürüst öğrencilerimize, fakirlerimize, hikayemize sahiplik edilmez. 

-Ramazan gelir bir iftar vermek, fakir fukaraya ramazanda bir el uzatılmaz. 

-Kubbe dağının hali ortada, Artvin’e 50 tünel yapan siyaset sistemine; yahu bizim yolumuz  yok, doğru düzgün bir yol istiyoruz demekten her daim imtina ederler. 

Çünkü; şayet, bunları dile getirdikleri taktirde -muhalif- damgası yeme korkusu tüm sorunsalıklara sırtını dönmeyi meşru bir hale getiriyor. Muhalif damgası yediği zaman da koltuk gidecek, o vakit gelsin güzelim tavizler…

( Saymış olduğum şıkların sayısını en az 50’ye kadar yükseltebilirim. )

Söylemem o ki; federasyonlar, Konfederasyon, Birlik PATENTLİ STK’lar hem ilçemizin hem de Malatya’nın adını her platformda fütursuzca, cüretkarca, hunharca isim telif hakkını kullanmaktan neden geri kalmazlar? Bu hem insani, hem etik, hem de profesyonelliğe aykırı değil mi? 

Ya toplanan aidatlar nereye boca ediliyor sorusu…

Madem şehirle, toplumla, sorunla, öz ile, sosyoloji ile, coğrafyanın mahsup kaderi ile alakanız yok, insanlarımızın asıl bam teline dokunmuyorsanız, kadim değerlere hassasiyet göstermiyorsanız; peki, ne diye bunca tantana, aidatlar, markacılık oynamak provaları, lüks avamlarda toplantılarla  boy gösterme türbülansından savrulmak için zorluyorsunuz kart vizitinizi?

Ha diyeceksiniz biz Holiday inn’de kahvaltılar veriyoruz, Pera Palas’ta toplantılar düzenliyoruz, Florya sosyal tesislerde kampa giriyoruz, Karadenizli abilere baston görevi görüyoruz, aleni yapmasak bile el altından-perde arkasından siyasete kılıç salıyoruz. Gücümüz yok, pek branşımız değil, başaramıyoruz ama kafamızın arkasında niyetimiz meclis üyesi, vb gibi bir şey olmak. Ona da bir şey diyemem. O vakit Malatya’nın tüm regresyonunun sizin tapulu malınızmış gibi süresiz imtiyazlarını çek-in etme gayretine nasıl bir isim koymalıyız ki? 

Varın siyasi bir partiye üye olun, bunca gücünüz-çevreniz, gerçekten tüzel bir yetkiniz, marka değeriniz var ise  buyrun, bireysel tahakkümünüzü orda istediğiniz gibi tepe tepe kullanın. Bizde hemşeriniz olarak size destek olacağımızın sözünü verelim buradan.  

Ama Malatya hafsını önünüze siper ederek, arkasına da kadetralist subliminal bir şekilde siyaset mecrasında figür olmak fikrinizi saklayarak, açıktan söylemeye korkarak  ilerlemeye-yol almaya çalışmak ve bunu da “Malatya için toplandık-buradayız”  ambiyansı üzerinden örgütlediğiniz gariban, dürüst, iyi niyetli hemşerilerimizi ipotek gösterip Karadenizli abilerimizi sevindirmekten ileriye gitmiyorsa ısrar etmenin anlamı olmamalı. Çarşı karışmadan kepenkler çekmek daha mantıklı olmaz mı? Dükkan iş yapmıyorsa kapatalım o vakit. 

Artık kimsenin umrunda olmayan sadece şu bu çatı teras kat, baca isimleri hepsi çöp olmuştur. 

Toplumun nazarında stk diye geçinen sivil tekelleşmelere pencereler değil kapılar da kapatılmıştır bu saatten sonra. 

Kabul etseniz de, etmeseniz de halkın gözünde içi boşaltılmış, hiç bir gayesi olmayan, başkanların sadece ve sadece kendi vesayetlerini dikte ederek; referans gösterdikleri resmi bilançoda var olan fakat kimsenin de pek ciddiye almadığı organizasyonlar olmaktan öteye değil hiç bir şey. 

Düşünsenize düzenlenen (sözde) o meşhur “Malatya günleri”ni dahi ayak altı ettiniz. Hele de dönen filimler…. Depremzedelere yardım diye İBB’nin bedava tahsis etmiş olduğu standları esnafa para karşılığında kiraya verdiniz, sonra topladığınız paraları kendi aranızda pay etmek gibi çok vahim bir hataya düştünüz. Vah vah… Doğanşehir dernekler bilmem neyi konfederasyon olmadığı halde pay aldı. Bu mu sizin halkı düşünme tirajınız? Aslan payını almakla mı dönüyor bu işler? Ve o aynı güne denk getirdiğiniz fobisist etkinlikleriniz, bey efendileri içten içe bir de birbiriyle çekişiyorlarmış. Aynı bölgenin adını taşıyan STK’ları olacaksın ve gurbette birbirine çemkireceksin üstelik, öyle mi? Gerçi bunlar harici ortada başka hiç bir şey yok. Var mı? Vallahi billahi rezillik diz boyu. 

Diğer bir konu; yeni Malatya spor başkanı Adil Gevrek deprem nedeniyle bir dönem daha Türkiye futbol federasyonundan izin talebinde bulunuyor. Bize bir yıl izin verin toparlanalım diyor. Futbol federasyonu başkanı Gevrek’e hangi cevabı veriyor biliyor musunuz? “Bir daha karşıma çıkma, yoksa…” yoksa kelimesiniz içini artık siz doldurun. “Yoksa’nın” karşılığı tüm Malatya’nın haysiyetini ilgilendiriyor işte. 12 federasyon, 1 konfederasyon ve Mastöb’ten biri ortaya fırlayıp “hayırdır birader” diyebildi mi? Her bir tabeladan 3 kişi toplansaydı ortalama 40 kişi ediyor. Kırk kişiyi arkana alıp bir basın açıklaması yaptığında Türkiye Malatya’nın birlik beraberliğini hissedecekti. Ama yok, ne o milliyetçilik var ne de sorumluluk. 

Bana göre Mastöb’ün başkanı bile yok. Mahkeme kararı ile başkan çoktan devre dışı bırakılmış, kayyım atanmış hatta. Merhum Ahmet Karaaslan tarafından kurulan Mastöb Hikmet Tanrıverdi, Celal Karahan ve merhum Bekir Akyüz zamanların da yine kısmen iyi bir yerdeydi. Şu an tamamen çukurda, çukurunda en çukuru… 

İsim vermiyorum, herhangi bir yeri işaret göstermiyorum, şu iyi-diğeri kötü-bu başarılı şeklinde ayırt etmiyorum. Toplumsal trajediye ve acınası bir hale düşmüş STK rolünde hareket eden örgütlenme biçimleri Malatya’mızın kimliksel prestijini artık taşıyamadığı gibi var olan imajını da heba etmeye yönelik bir alanda dibe vurduklarını lütfen kabul edelim lütfen.

Bu yazıyı da kamuoyundan gelen yüksek oktavlı itirazlar-telkinler, hulâsa isyanlar sonrası ve olurda kendilerine bir çeki düzen verme konusunda bir uyarıya dair yazdım. 

“Federasyon, Konfederasyon, Birlik” sözcükleri evet kulağa hoş geliyor. Kelime dağarcığı ağzı dolduran ve psikolojiyi etkiyecek türden termonolijiler. Elbette iyi niyetinizi sorgulamıyorum. İyi niyetli, samimi başkanları da tenzi ederim. Hepimizin bu memleketin çocuklarıyız sonuçta. İyi, en iyisi olmalıyız. Çünkü bizim kimliğimizde “Malatya” yazıyor. Türkiye’de kaç kişinin kimliğinde Malatya yazar ki? Mesele siyasete yarandığı kadar toplumdan kopmuş-gitmiş STK’larımızın başka anlamlara, evrelere bürünmesinin derhal önüne geçilmesi çağrısı olarak kabul edebilirsiniz bu yazımızı. . 

En başta söyledim. Darılmaca, kızmaca, kişileştirme olmasın. En basiti deprem’le birlikte % 80 gibi korkunç bir oranda yıkılmış şehrin hikayesine hitaben; bırakın fikir üretmeyi, çözüm sunmayı, planlama da rota tayini yapmayı, fikir babında tek kelime etmeye aciz uzun uzun isimlere sahip STK’lar var olsa ne olacak, olmazsa ne olacak. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir