İçeriğe geç

ASLINDA EN BÜYÜK SORUNUMUZ ‘KİMLİK’ SORUNU

Tevfik Ahmet Özal 2023 Cumhurbaşkanı seçimlerinde aday olmak için kendi partisinden istifa etti. Her adayın yeteri imza toplama sürecinde bizim bir Malatya’lı hemşeri de İstanbul’da ki imza merkezine başvuruyor. Her aday için bir memur ve bilgisayar tanzim edilmiş tabi. Ahmet özal’ın imzalarını toplayan memur kişi bizim imza vermeye giden hemşeriyi ayakta karşılıyor, saygı gösteriyor. “Hoş geldiniz, gözümüz yollarda kaldı, nerdesiniz…” şeklinde yarı alaycı yarı ciddi bir serenat düzenliyor orda. Çünkü sabahtan beri imza vermeye gelen tek kişidir. 

İmza kayıt etmekten sorumlu memur, ki kendisi de Ahmet Özal’a imza verdiğini bertmiş. Şunu söylüyor devamında: “yahu Malatyalılar öldü mü, neden hemşerilerine sahip çıkmıyorlar? Bunlar böyle değildi. Koca Esenler Malatyalılardan oluşuyor ama bir Allahım kulu imzaya gelmedi.” Memur da Gazi Antep’li. Ardahan-Kars-Iğdır halkı sabahtan beri kuyruk oluşturmuş Sinan Oğan için oy verme yarışına girmişler. Benim masaya kimsenin başvurmaması zoruma gitti” diyor. 

Sonuçta Ahmet Özal ülke geneli 1544 imza toplayabildi. 

Kolektif Akıl Nasıl Kayboldu?

Malatya her konuda duyarsızlaştı, kolektif akıl kayboldu. İkonik milliyetçilik (partili anlamında değil) vasfı, vicdanlı bir toplum, sofistike bakış açısı, içten hoşgörü, değerlere hassasiyet, olayları okuma-değerlendirme kabiliyeti ve elbet toplumla-yöneticiler arasında derin uçurumun varlığını bu minvalde anlatmaya hacet yok.

Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” atasözünü bir daha hatırlarsak; tüm bu veriler eşliğinde Malatya için kaz gelecek bir yer de kalmadı sanırım. Yapayalnız, kimliksiz, varoş, içi boşaltılmış bir Anadolu kasabası tekdüzeliğine saplandı kaldı. 

Yıkama Yağlama İşleri

Son olarak Ziraat odası koordinatörünün Cumhurbaşkanı ile görüşmesi gösterdi ki işimiz yağlama paklamaya kalmış ve içinden geçtiğimiz türbülansın umarsızlığı, yetkiliyim diye geçinenlerin aslında Malatya ile uzaktan yakından organik bir bağ kuramaması ve bu çürümüşlük karşısında toplumun acıyla cezalandırılmasını öngörebilmek için cevabını arayacağımız çok önemli –bir– soru ile yüzleştireceğim sizleri: 

Malatya’nın asıl birlik, bütünlük, sosyolojik kimliğine ne oldu?

Veyahut farkında olmadan, o aile geleneğinden gelen kadim özelliklerimizi nasıl ve neden kaybettik?

Karadeniz Lobisi:

En yakın örnek Karadeniz hemen şurada, üstelik lobi halinde hareket eden Karadenizliler; bir ili-bölgeyi boşverin tüm Karadeniz sahili boyunca tek ses, tek vücut, tek amaçla hareket etmeleri ve bunu da Türkiye ambiyansında elde ettikleri mevki, makam, başarılarla ölçütlendirmek örneği tüm gücüyle karşımızda durduğunu kabul ediyoruz değil mi?

Konu elbette Ahmet Özal değil, aslında biraz derine inersek merhum baba Özal’ın şehrin prestijine kattığı değerler silsilesi bir yana dursun; o babanın hatrına evladını sahiplenme, samimiyet gösterme, hemşericilik yapmak, bu topraklara ait aidiyetler konusunda göstereceğimiz reaksiyon toplumun ana kimliği hakkında mesajlar verecekti. Fakat ciddi bir yozlaşma içerisindeyiz. Ne istediğimizi bilmiyoruz. Ne olursa olsun yine İmzanı ver, zaten 100 bin imza gelmeyecektir. Gelse bile mevcut rakipleri karşısında hiç bir şansının olmadığı da ayan beyan. Burda ki maksat; Malatya gibi tarihsel formda siyasette her dönem ciddi şekilde yön vermiş bir ilin ortaya koyacağı tavırdır. Bugün o tavır kayboldu. Klişeleşti. Hezeyanlarla örülü salt bir misyona dönüştü. 

Ankara’da önemli bir mevkide bulunan, ara ara görüştüğümüz bir hemşerimizin anlattıkları ise can yakıcı türdendi. “Ankara’da herhangi bir makamda bulunan hemşerilerimiz var, kimliğini saklıyorlar. Olurda Malatyalıların işleri düşerse uğraşamayız diyorlarmış.”

Ahmet Özal mı Sinan Ogan mı?

Ha şimdi diyeceksinizki Ahmet Özal siyasete yetersiz ve babasının evladı olma yolunda çok fazla bir şey gösteremedi. Peki Sinan Ogan ne yapmıştır, hangi özelliği ile toplum tanır onu, kabul görür, tarif edilir vs başlıkları çoğaltabiliriz. Mukabilinde 26 Mart 2023 günü 100 bin imzayı tamamladığını tarihe not düşelim. Kars familyasından gelen Ardahan-ağdırlılar Malatyalılar gibi düşünmedi. Kendinden olan siyasetçiye var gücüyle yüklenip sahip çıktılar. 

Diğer bir cevap:

O halde yukarıda sorduğumuz sorunun cevap niteliğinde başka bir husus daha var: geri tarafta yereldeki yetkililerin belirlediği siyasi anekdotların sadece –çıkarları– doğrultusunda ele almaları-yaklaşım göstermeleridir. Bakıyoruz küflenmeye maruz kalmış şehir sistemsel hikayesi karşısında kimsenin üstlendiği yapıcı ve tayin edici rol yok. Her şey rant ve çıkar etrafında biçimleniyor. Böyle olunca toplumun siyasete burun kıvırması, güven duymaması, ilgi alaka bağlarını kesmesi son derece doğal bir işleyiş haline geliyor. 

Malatya şehir siyaseti bu nedenle iktidardan aldığı desteğe rağmen kendi bölgesel ana aktörlerini üretememesi ile orantılı veriler havuzu karşımıza çıkarıyor. Şu an dahi (-) eksilerde patinaj çekmesini yine bu bütünlük üzerinden ele almalıyız. hem fikri hem zikri anlamda ayrışması öte yandan umutsuz, tarafsız, ilkesiz, fikir üretemeyen, doğruya doğru-yanlışa yanlış diyemeyen kısır bir ruh iklime taşıdı. 

Bu çabasız-yozlaşmış-sahiplenme duygularından arınmış yeni ve anlamsız kimliğimizin ülke geleceğinde var olmaya yönelik gücümüze “rağmen” yok saymayı ısrarla sürdürmek gibi başka bir huyumuzda mevcut. 

Sorun Büyüyecek

Şayet böyle giderse Türkiye siyasetinde hiç bir söz hakımızın kalmadığı gibi gelecekte de Malatya’yı yeniden markalaştıracak, belli bir kademeye taşıyacak özgüveni elde etmeyi aklımıza dahi getirmeyeceğiz. 

Hep birlikte” projesi o kadar dikkat ve itina gösteren bir başlık ki sahiplenmediğimiz taktirde problem elimizde olmadan git gide büyüyecek. Siyasî rekabet gündemi, devletin alî menfaatlerinin de, beka hissiyatının da gölgesinde ilerleme göstereyemeyeceğiz kesin demektir. Bakan Murat Kurum ne zamana kadar sahiplik edecek bize? Bu toprakların bağrından çıkmış, kayısının emeğini bilecek, insanının psikojisinden anlayacak, Malatya’nın sorunlarıyla büyümüş bir isim yetişmedikçe eldekiler de zaman içinde heba olacağı kuşkusuz. 

Mecburen Birbirimize Sahip Çıkacağız

Az kafası çalışan ne söylemeye çalıştımı bilir, umrunda olmayan zaten ha “sivrinle saz ha davul zurna az!” Her değerimize mecburen sahip çıkacağız. Arkamızı önümüzü iyi kollayacağız. Çünkü güç sahipleri böyle bariz bir zaafımızı iyi değerlendirmeyi bizden çok iyi düşünebilir.  Böyle kimlik bunalımı yaşayan -apolitik- bir kitleyi önüne gelen farklı kullanmak isteyeceği bir süreç bizleri bekleyebilir. Belkide bir şeyleri daha iyi öğrenmeliyiz.

2 Yorum

  1. Anadolu’da en az hemşirecilik yapan benim gördüğüm kadarıyla Malatyalılar
    tabii dediğin gibi Ahmet Özal’a bir vefasızlık var babasının hatırı için malatyalarin ona gelip seven de sevmeyen de imza atması gerekirdi desteklemesi gerekirdi

    Benim şahsi fikrimde ben bir yerde hemşirecilik cemaatçilik bunlara karşıyım bunu en çok Karadenizliler yapıyor hemşireciliği ve toplumda çok büyük haksızlıklar oluyor ve liyakatsiz insanlar göreve geliyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir