
Güç sarhoşluğu, denetimlerde ayrıcalık, İktidardan beslenmenin doğurduğu dokunulmazlık, siyasilere sırtını dayatmanın sağladığı konfor üstelik Esenlik gibi belediye zincir tarlasının anahtarını cebinde, babadan kalma mal varlığı gibi görme rehaveti; hepsi görevinin başında bir öğretmenin suratında tokat şeklinde hortladı.
Muhtemelen klasik “sen benim kim olduğunu biliyor musun? ego savarından zırtlamış; el bebek-gül bebek değil gayri meşru doğmuş bu cazgırlık fırtınasını bir kadın öğretmeni darp etmeye uzanan buruk serüvenini okuduk Malatya’yı ilgilendiren sütunlardan dün-öbür gün…
Sadece darp değil, kadın öğretmen aldığı darbeler sonrası bayılıyor, ambulans-polis olay yerine çağrılmış, kaldırıldığı hastanede tedavi görmüş ve vücudundan darp izlerinin olduğunu, kamera kayıtlarında her şey çok net görülüyor ne yazık!
Üzüldük, kınadık, sadece tepki göstermekle yetindik lakin ilk paragrafta geçen diğer tüm şıkların geçerli olduğunu bildiğimizden perde arkasında, kapılar kapandığında şehrin siyasi torpili elitistleri sırtını sıvazlayarak “bir yolunu buluruz-merak etme sen” (bir de göz kırpacaklar) tamdanslı formülleri çoktan devreye geçirdiklerini de kelimesi-kelimesine ezberlediğimizden; üç güne kalmaz konu kapanır olacağını da aha yazalım şuraya!
Şimdilik, ilk elden-sıcağı sıcağına yapılması gereken tek bir şey var:
Şehrin emiri, başkanı, reisi, Veysel Tay’ın amiri Sami Er’in tüm kamuoyunu rahatsız eden, bir leke olarak gönüllere damlayan: hele de eğitim camiasını derinden yaralayan vuku bulmuş mahfuz bu hadisenin hesabını hiç düşünmeden sorabilmek adına yetkisini kullanmasıdır…
Şahsen ben Sami Er’den böylesine hassas, dramatik, hem de öğretmen hanıma teselli niyetinde bir büyüğü olarak böyle olağan bir hamleyi doğrusu beklemem.
Hayır, asla yapmaz-yapamaz!
Çünkü organik ve inorganik bağlantılar yanında toplum, aşağıdakiler, kendilerince düşük sınıf olarak nitelendirdikleri “halk” tebaasının onların gözünde bir mahiri yok. Ha başka bir yerde olsa “gel hele Veysel ne bu hal?” diye sormaya gerek duymadan –sağlık gerekçelerinden– dolayı istifasını alır, kapı kenarına çoktan koyardı.
Koskoca Malatya, müdürlük yapacak başka adam mı yok?
Ne var ki Sami Er’in hem siyasi yetkisini bu periyottta kullanacak gerekli cesaret ve legalitesinin olmadığını hem de yeteri otoriteye, profesyonelliğe sahip olmadığını bilmem tekrarlamanın bir mânası var mi?
Ama başka şehirlerde, başka belediyelerde veya güçlü domine edilmiş yönetimlerde olsaydı işin rengi çokta değişmiş olurdu.
Çünkü hikayeyi ezbere biliyoruz biz, kurgulayalar ve sonucu yazanlar aynı kişiler olunca; birbirinden beslenen, tepsinin dibini birlikte silenler, beraber tabiri caizse malı götürenler, hepsinin birbirinin açığını bildiği ve yine birbirini koruyup-kollamakla mükellef bu kümenin elemanları bir kadın öğretmenin onurunu düşünecek kadar vicdan ve duygu kırıntılarına sahip olduklarını sanmak çok zor.
Ne kadar acı değil mi gidip çocuklara eğitim verdiği / örgün bir eğitim kurumunun merkezinde , Milli Eğitim bünyesinde yer alan bir okulun mesai saati içerisinde -velhasıl bazı kaynaklar- öğrencilerin gözü önünde Esenlik müdürü Veysel Tay ve eşi’nin öğretmeni darp etmesi ile cereyan eden olayı gözümüzün içine sokarak gerçekleştirmeleri…
Hunharca, cahilce, vicdansızca, mazluma güç yettince… İnanın hazmetmek hiç kolay değil.
Bir de darp edilen öğretmen bir kadın; onun kadınsı psikolojisini göz önünde bulundurduğumuzda Malatya’nın kritik kurumlarını kimlere teslim ettiğimizin devasa çelişkileri “hık” diye karşımıza çıkıveriyor.
Şimdi diyeceksiniz ki “ne var canım, büyütmeyin bu kadar, çok ön yargılısınız, bu ülkede hukuk var kardeşim, mahkemeler ne güne duruyor, en net kararı onlar verir. Bir cezai durum söz konusu ise yargı gerekeni yapar” diyeceksiniz. Haklısınız! Yargı gerekeni elbette yapacaktır ama insani boyutunu nereye koyacağız. Yaşını başını bilmiyorum, muhtemelen gencecik bir bayan öğretmenin öğrencilerin gözü önünde darp edilmesinin hiç mi içsel bir yanı yok? Yahu bu adam hangi hakla kadın bir öğretmeni darp etme yetkisini görüyor kendisinde? Kim oluyor? Ve hala Esenlik başında kalmasını gerektirecek kadar kendinden emin, cüretkâr…
Seyredin; bu zengin tayfa birbirini taşlamaz, şimdi öğretmen hanımın üzerine hatırlı adamlar göndererek sıkıştırmaya başlarlar ufaktan, bir yandan da okul yetkilileri devreye girer, siyasi nüfuz derken, konuyu ilk kestirme virajdan kapatmaya çalışacaklardır. Belki de kapatmışlardır. Balık hafızalı Malatya ahalisi de yarın öbür gün unutur gider.
Sonuç ne olursa olsun Veysel Tay Malatya insanlarının aklında öğretmen darp etmiş kişi olarak not edildi. Zaten Esenlik’in halkı kazıklama şampiyonluğundan dolayı suyu çoktan ısınmıştı da işte torpil, ahbap-çavuş ilişkileri, birlikte har vurup harman savurma kankalıkları izin vermiyor bazı şeylere. Bize de boş boş edebiyatını yapmak kalıyor. Ne diyelim ki? Neyse!
