
Bir yandan 100 yıl önce Atatürk’ün kurmuş bulunduğu; kodları güçlü, 6 ok’devletçi bir yapılanmaya sahip siyasi parti…
Diğer yandan “Mutlak-Butlan” kararı sonrası paraşütle inerek partiyi ele geçirmiş bir Kemal Kılıçtaroğlu zafer hikayesi duruyor karşımızda.
Kılıçtaroğlu 78 yaşında, Anadolu’da bu yaşta bir insana “ununu elemiş, eleğini asmış” yani kısaca “yaşlı” muamelesi tabi gösterilir.
Her ne kadar sayı olarak kabul etmese de ardında bıraktığı 13 seçim yenilgisi var.
Kazandığı seçim sayısı ise: sıfır.
Bu yaşta rötarlı olarak tekrar ülkeye hizmet etmeye kalkışması ve geri tarafta saray tarafından desteklendiği idda eden büyük oranda taraftar çoğunluğu Kılıçtaroğlu imajını baskılıyor.
En son Sözcü Tv’de 3 gazeteci tarafından soru bombardımanına tutulması gündeme düştü. Program gününden itibaren sosyal medyanın her yerinde adete yerden ot biter gibi Kılıçtaroğlu mix’leri fışkırıyor.
Kritik bölümlerden alıntı yapılmış kesitler farklı mecralar tarafından peyderpey servis edilmektedir.
Doğrusu Kılıçtaroğlu yerinde olmak istemezdi her kimse.
Nedeni açık!
Yaşına başına göre böylesine ağır bir külfete soyunması altından kalkabilir mi sorusunu sormak gerekir. Ak Parti gibi oldukça gelişmiş, ülkenin en kılcal damarlarına kadar uzanmayı bilen bir siyasi varyasyon karşısında halen bir şansı olduğunu iddia etmesi çok ütopik bir durum.
Siyasetin illegilleştiği, yargının elinin siyasi bir gizli el olarak uzandığı daha çok CHP’yi seçim öncesi dizayn etmek operasyonu olarak okuyan geniş bir kitleye rağmen ısrarla koltuğa hakimiyeti büyük tartışmalar başlatmış görünüyor.
Elbette bu kitlenin haklı yanlarını gözardı edemeyiz. Kemik CHP’lilerin savunduğu ortak görüş Kılıçtaroğlu’nun etik olamayan, absürt bir siyasi gelişme olarak nitelendirmeleri.
Öte yandan bu yaşta bir insanın yapacağı siyasi manevraların kalitesini umutsuz bir vaka olarak not edebileceğimizi gösteren ciddi emareler var çevremizde.
Mesela 76 yaşında ki bir tanıdığının bankadan parasını çekmek isterken bankamatiğin kartını geri vermediği, yetkili banka memurlarına başvurduğunda ise artık –işlem yapamaz- yaşının dolduğunu bildirmeleri ile yaş haddini göz önünde bulundurmak gerekmez mi?
Sokakta ki sıradan vatandaşa uygulanan yaş sınırlaması siyasi kimlik olunca değişim göstermesi demokratik, hukuk ülkesinde tanımlayabilmek mümkün değil.
Yine aynı yaşlarda bir vatandaş Noter işlemi yapmaya kalkıştığında iki şahit istemeleri rutin bir mevzuat. Fakat Kılıçtaroğlu yaşında biri için benzer bir hükme rastmayaşımız, üstelik bir ülkenin, 80 milyon insanın geleceği üzerinde tahakküm oluşturması sorunsallık oluşturmuyor.
Siyasetçinin yaşı olmaz diyebilirsiniz. Haklısınız belkide. Bana sorarsanız 60 yaş sonrası siyasi yasak getirilmeli. Malumdur ki insan anatomisi hep aynı kalmıyor. İlerleyen yaşlarda fiziki değişiklikler, akıl-davranış sağlığında performans eksiklikleri, ruhsal çöküş belirginlikleri ile çözüm-kontrol odaklı davranışlarda bozukluklar hepsi açık açık tıp literatürlerince desteklenmektedir.
Sokakta ki vatandaşa 75 yaşında “akıl sağlığın bozuk” muamelesi yapan sistem, 80 yaşına merdiven dayamış birine ülkenin geleceğine yön vermeden nasıl müsamaha gösterebilir?
O halde Kılıçtaroğlu’nun yaşına göre boyundan büyük bir işe kalkıştı diyoruz burada. Altından kalkabilir mi yönünde kamuoyunca ciddi tereddütler birikmeye başladı. En azından CHP’ye gönül vermişlerin bu yüzden kafası çok karışık.
Kafa karışıklığın birinci nedeni; seçim sathına girildiği bir dönemde Kılıçtaroğlu’nun adeta bir oyun bozan olarak ortaya çıkması… İkinci neden ise; tüm şartların partinin lehine geliştiği bir dönemde olumlu tepkiyi dağıtması.
Kılıçtaroğlu’da en bariz ve haklı gerekçe olarak Chp partisinde meydana gelen yolsuzluklar, mutlak-butlan’a neden olan parayla delegelerin yönlendirilmesi, para transferleri ve “arınma” gibi tüm gelecek siyasi kariyerini üzerine oturttuğu, partide temiz yeni bir gelecek inşa etmeye bağlayıcı maddelerle önce ki siyasi metaforunu da güncellemesi.
Kılıçtaroğlu “arınma” reaksiyonu şu an elinde tuttuğu en yegane koz. Partide başlattığı “temiz eller operasyonu” sonrası Malatya milletvekili Veli Ağbaba’nın da aralarında olduğu 9 kişiyi derhal ihraç ettmesiyle sonuçlandı. Başlattığı operasyon yeni iç dizayn’ın ilk dalgası olarak okunuyor. Her ne kadar sokakta tam anlamıyla karşılık bulmasa da devamının geleceği yönünde.
Zor ve çetrefilli bir süreç bekliyor Kılıçtaroğlu’nu. Bölünme noktasında partiyi konsolide edebilir mi? Mutlak-Butlan sonrası oluşan karşıt tepkiyi dindirebilir mi? Kafalarda birikmiş soruların hepsini cevaplaya bilir mi? Seçime yakın rotasından çıkmış bir CHP’yi rayına koyabilir mi? Özgür Özel ve ekibine karşı kurultaya gidecek mi? Vs.
Hele de Sözcü Tv’de gazetecilerin sorduğu sert sorularla yüzleşmesi, oluşturduğu karşıt cevaplara bakılırsa Kılıçtaroğlu’nun hikayesi ikinci kez başlamadan bitmek noktasında. Öyle ki bugüne değin var olan siyasi karizmasını heba etmekle karşı karşıya olduğu bir ivmede olduğunu söylememiz lazım.
O yüzden Kılıçtaroğlu yerinde olmak siyasilerinde tasvip edeceği bir çıkış değil. Saray tarafında komut veriliyor gibi çok hazin tabela üzerine apışıp kalmışken, CHP’yi yeni, güçlü bir rüyaya hazırlamak bilakis zor değil, hatta imkansız görünüyor.

Siyasî liderler lerin hangisi Kılıçdaroğlu dan küçük
Atıfta bulundum hepsinin yaşına bağlı siyaset yapmaması lazım !