İçeriğe geç

ESENLİK YANGINI, EKSİK SİYASET VE YENİ DÖNEMİN AYAK SESLERİ

10 Mart 2026’da Malatya’da özel bir okulda yaşanan şiddet olayı kentte büyük yankı uyandırdı. Esenlik Şirketi Müdürü Veysel Tay ve eşinin, okulda görev yapan kadın bir yöneticiye fiziksel saldırıda bulunduğu olayı gündeme bomba gibi düştü. Olayın patlak vermesi ile birlikte gözler derhal siyasete dönmüş, siyasetin-yöneticilerin alacağı ilk tavır elbet Malatya halkı için önemli bir yer temin edeceği beklentisi oluştu.

Siyasiler kentte yaşanan benzer olaylara karşı hazırlıksız oldukları veya hazırlıksız yakalandıkları aşina şekilde göze çarptı. İlk başta nasıl bir tepki gösterileceği düşünülürken; kapı aralığından bakınır bir hale geldiğini gördük. Önce sürümcemede bırakılan, ardından yapılan bazı cılız açıklamalar ile Büyükşehir’i taşıyan Sami Er’in konuyla tamamen alakasız kalışı akıllara siyasetin kısıtlı halini getirdi. Demek siyaset eksikti. Bu konjuktorel kesit siyasilerin olağanca programsız, yeteri donanımda olmadığını, toplum içinde oluşabilen reaksiyonlara karşı yeteri kadar temkinli strateji geliştiremediklerini ve toplumu önemsizleştikleri gözler önüne serdi. Ak Parti kuruluş politikalarıyla ters düşen bir amaçtı bu. Olayın boyutu kamuoyu içinde eş zamanlı arttıkça siyasilerin çaresiz kalışları başka bir başlık olarak karşımıza çıkıveriyordu. Esenlik’te bir yangın çıktığı doğru. “Güvenmekte Haklısınız!” Sloganı da beraberinde yanmış kül olmuş görünüyor. Güven duygusunu kasada pahalıya sattı Esenlik. 

İnanç Siraç Hanım Hamlesi

Vali beyin basın açıklaması, peşinden çok sonra il başkanından gelen rötarlı bir açıklama yine de toplumu tatmin etmeye yetmiyordu. Herkesin beklentisi Sami Er’in çıkıp elini masaya vuracak güçlü bir açıklamanın prosedörsel-protokolsel dışında göstermesi gönüllerin talep ettiği tek şeydi. Bu arada şehrin tek kadın milletvekili İnanç hanımı aradı gözlerimiz, bir kadına yapılmış şiddete hemcinsi olarak duyarsız kalmayacağı kanısıyla sahip çıkacağını elbette düşünmeye başladık. Olay esnasında Ankara’da olduğu bilgisine ulaştım. Gelir gelmez ilk işi çiçek buketleriyle öğretmen hanımı ziyaret etmesi açıkçası bir milletvekiline yakışır davranış oldu. Ve diğer vekiller olaya duyarsızlığını korurken, il başkanı bir açıklama ile geçiştirirken, belediye başkanı ısrarla görmezden gelirken Siraç hanım insani ve yerinde bir hamlesiyle öne çıktığını da burada söylememiz gerekiyor. 

Salih Karademir Neredeydi? 

Farkında mısınız bilmem MAGİNDER 20 gün 6 Şubat depreminden önce kurulmasına rağmen Malatya şehri sorunları ile bütünleşmiş, yardım kampanyaları düzenleyen, toplumun tüm kesimleriyle ciddi bir diyalog zemini hazırlayan, önemli bir kanaat önderi olarak öne çıkan Maginder Bşk. Salih Karademir’in öğretmen hanıma yapılan şiddet karşısında pozisyonunu açıkçası merak etmedik değil. Karademir’in oldukça aktif  STK başkanlığına yakışır davranışını gösterdi mi göstermedi mi diye bültenleri kurcalarken basında yazılan çizilenler arasında yer almaması şahsına münhasır bir hareket değildi. Ve yakın çevresinden öğrendiğim kadarıyla; olaydan bir gün sonra öğretmen hanıma ilk ulaşanlardanmış. Olayın sıcağı sıcağına geliştiği süreç içinde öğretmen hanımın ricası üzerine fotoğraf ve açıklama bölümleri rafa kaldırılıyor. Sonuçta olay henüz yeni vuku bulmuş. Ne olup olmayacağı belli değil. Bir STK olarak elbette üzerine düşeni yapmış olabilir fakat asıl sorumluluk topu siyasetin kucağına düştüğü halde bir STK başkanı hanesine +artı olarak geçse dahi, çok fazla bir şey ifade etmeyeceği gibi sorumlu da kılmaz. 

Siyaset Mağdur mu-Çuvalladı mı?

Kadın öğretmene yapılan şiddet ciddi bir toplumsal örnek olarak kaşımıza çıktı. Malatya’da siyasetin aynasını-camekandan vitrinini gösterdi bize. Öyleki gerçekler çok çabuk hasır altı ediliyor. O yüzden kaptanın seyir defterini açık tutmakta fayda var diyoruz. Siyasetçilere göre siyaset mağdur, basın konuyu hiç yere kazıdı köpürttü, abarttı! Aslında konu bu kadar önemli değildi ama çok gereksiz şekilde büyüttüler tarafından bakıldı hep. Gelen haberler hepsi bu yöndeydi. O yüzden bir an önce şu konu kapansın da bizde önümüze bakalım modunda bir formüle sadık kalındı. Halkın penceresinden bakıldığı zaman ise tek kelime ile siyasiler çuvalladı deniliyor. Daha çok yazılarımı objektif-tarafsız yazmaya çalışan biri olarak sanırım halktan yana olduğumu belirtmek isterim. Evet halk sonuna kadar haklı! Çünkü siyaset çuvalladı, hem de fena çuvallamıştı. Çünkü kriminal olaylar karşısında alınan pasif tutum,  ani kararlı bir duruş icat etmek eksikliği yanında insani bir duruşta gösterilmeme eksikliği deprem şiddetinde şehre nüks etmişti. Neyse ki Malatya’da Ak Parti hiçsizliğini İnanç Hanım el atarak kısmen kurtardığını da hatırlatmakta fayda var. 

Yeni Dönemin Ayak Sesleri

Tüm bunlar yaşanırken şehrin kapalı kapıları arkasında yeni siyasi salvolar, bazı kritik hazırlıklar, yeni sayfalar, yep yeni isimler masaya yatırılıyordu. Aslında şimdi her şey bir muamma. Benim açımdan hepsi boş. Şimdiden yapılan bütün çalıştaylar, belirlenen-hazırlanan isimler hayal alemine mahsus hikaye niyetinde kalacak. Çünkü Bilal Erdoğan faktörü eninde sonunda sahaya sürülecek. Ve bu seçimden önce olacaktır. Yeni Erdoğan dönemi kendi ekibini, kendi kadrolarını kuracağı bir mekanizma inşaa edeceği kuşkusuz. Yani? Yanisi şu: bir çok isim siyasete ciddi hazırlık içinde. Hepsini tek tek saymaya gerek görmüyorum.  Planlamanın sil baştan değişeceğini bildiğimizden isim sarf etmek hadsizlik olur. O halde yeni dönemde hiç duymadığımız, şu an kimsenin ajandasında yer olmayan, belki de hazırlık yapanların çok dışında isimlerin öne çalacağını tarihe not düşmeliyiz. Daha çok ilim Yayma Cemiyeti çerçevesi avantajlılar listesinde olacaklardır. 

Birde siyasi partiler dışında hazırlık yapan isimleri göz önümde bulundurmalıyız elbet! Salih Karademir’in işi sıkı tuttuğunu ve çok geniş alanlar üzerine bambaşka bir siyasi tema konsülide ettiği ayan beyan. Örgütlenme modeli, öne sürdüğü fikirler, toplumsal diyalektik tarzı ancak bir siyaset hazırlığıdır şeklinde kodlanabilir. Şahsi olarak siyaset yanlısı küçükte olsa bir açıklaması yok ama Karademir bangır bangır ben geliyorum mesajını öte yandan verdiği açık. 

Esenlik Kıymetli Bir Marka mı, Belediyenin En Kullanışlı Tarlası mı?

Esenlik Veysel Tay’ın öğretmene şiddet olayına entegreli bir biçimde gündeme geliyordu. Malatya’nın altın yumurtlayan tavuğu teslim edilen kişinin ismi kabul edilemez bir vehamete karışınca ister istemez Esenlik ön plana çıktı. Daha çok insanlar Tay üzerinden Esenlik’i hedef gösterdi. Çünkü belediyenin iştirak şirketi olan Esenlik halkın yanında olması gerekirken tam tersine karşısında gibi bir sorunsal zeminde ilerleyişi ateşe benzin dökmeye benzedi. Üstelik fahiş pahalı fiyatları ile bir nevi halkı sömüren, farklı sansansiyonellerle dolu varlığı ister istemez Tay’ların olayında Esenlik’e geçişin yolu sonuna kadar açılıyordu. İnsanlar bir nevi Esenlik’ten yana sitemlerini bu konu üzerinden dökme fırsatına çevirdi. Sosyal medyada yapılan şikayetler, yorumlar ile sistemin işlerliğini bilen bazı kişilerin açıklamalarına bakılırsa Esenlik amacı halk falan değil. Halk kaldıraç sadece. Daha çok belediyenin para trafiğinin döndüğü-yön verildiği operasyonel bir üs-merkez. Kısaca belediyenin kafasına göre ekip biçtiği tarla. Dolayısıyla belediye için olmazsa olmaz bir vasfı var. O yüzden başkan Sami Er’in  ve bir çok Ak Partilinin suskunluğu Tay’ın bildiği verileri şantaj malzemesine dönüştürme riskini bastırma refleksi olduğu kanıtlar hale geldi. 

Malatya Baro Başkanlığına

Son olarak Malatya Baro başkanlığına buradan açık bir çağrımız vardır: Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve bir kadın öğretmenin maruz kaldığı şiddet olayı, yalnızca bireysel bir saldırı değil; toplumun adalet duygusunu derinden yaralayan ciddi bir vaka olduğunu da esefle bildiririz. Şurası çok önemli ki: olayın taraflarından birinin maddi ve siyasi anlamda güçlü olduğu yönündeki kamuoyu algısı, mağdur öğretmenin yargı sürecinde yalnız kalabileceği yönünde ciddi endişelere neden olmaktadır.

Bu bağlamda;

👉 Mağdur öğretmenin hukuki süreçte yalnız bırakılmaması…

👉 Adil yargılanma ilkesinin korunması…

👉 Toplumda zedelenen adalet duygusunun yeniden tesisi amacıyla, baronuz bünyesinde görev yapan “gönüllü” avukatların bu davaya destek vermesi hususunda gereğini rafınıza iletmek istiyoruz. Unutulmamalıdır ki; adalet, ancak savunulduğu sürece vardır.

Tek Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir