İçeriğe geç

ALT AKILLAR, ZAAFLAR, HALKIN KANDIRILMA SINIRI

Malatya’da uzun süren iktidar eksenli bir yönetim var, öyle ki ‘artık bizden başkası olmaz’ alışkanlığına dönüşen güç zehirlenmesi beraberinde ciddi yanlışları ve varlık gerekçelerini kaybetme dokusu oluşturdu. 

Nitekim hikayenin özünde insan olmalı. İnsan da birbirine dayalı vefa, sevgi, saygı duygularını kapsar. İnsanın olduğu yerde doğrular kadar yanlışın da var olduğunu eklersek yöneticilerin rasyonel prosedürü kendi duygu, düşünce dünyalarıyla sınırlı bir tablo çizmeye yeltenmeleri olası hatalar yığınağını katlamalı hale getiriyor. 

Azmedip ustalaştıkça toplumdan daha da kopuk bir tarz ortaya koyan yöneticilerimiz bakıyoruz halen şehrin içinde bulunduğu bataklığın-tozlu girdabın farkında değiller. 

Hal böyle olunca aşık Veysel’in bir parçasında dile getirdiği gibi “uzun ince bir yoldayım” yanılgısına kapılır. İnce uzun yolun sonunun gelmeyeceği kanısı, kısa vadeli bir heves olarak belirse de; geniş vadede ince uzun yolun sonunun saplanacağı pişmanlık tarlası ile birlikte, beceriksizlik ve kötü huylu yöneticilik eklendiğinde niyet maksadını aşmış olmuyor mu? 

Malatya nasıl kandırılıyor?

Yöneticiler günü birlik programlar, çeşitli vasat gündemler, iç ziyaretler, törenler, gerçeğe dayalı olmayan yönetim politikaları şehrin reel değerlerini yalnızlaştırıyor. Yalnızlaştırmak yetmediği gibi halkın depremden beri -pik- yapmış beklenti serüvenine sürekli kaçamak, üstü kapalı, örtülü cevaplarla veya aslından uzak kandırma temalı roller üstlenildiği belirginlik kazandı artık. 

Öyle ki İktidarın gücünü yerele aktarılması hususunun pas geçildiği bu serüven boyunca kadroların işlerliğini baskılayan-kısıtlayan tektüzelik durumu beraberinde tekelleşmeyi tamamlıyor. Bu kez ortaya başka bir sorun çıkıyor. Mücadele kendi içine döndükçe, yöneticiler kendisini topluma kabul ettirmede farklı yöntemlere baş vurmakta, bu da güçlü söylemler ile yeni argümanlar üretme yeteneğini kısırlaştırmaktadır.  

Gelelim belediyeyi ele geçiren alt akıllara 

Aslında Büyükşehir belediyesinde hiyerarşik yapılanmasının defolu hale geldiği iddiası bayağı zamandır dile düşmüştü. Başkanın elindeki gücün garantisinin farkında olmadığından olsa gerek; dipten tırmanan ego mekanizmaları işi en uç boyutlara taşıdı. Başkan Sami Er’in güler yüzlü, yumuşak karakterli, ee tabiki bir de şehre yabancı olma boşluğunu kolektif fırsata çeviren ve belediyeyi başkanının kulağına sufleler üfleyerek yöneten iki isimle tanıştıracağımı önceki yazımda not düşmüştüm. Malatya’nın kandırılmasının adisyonuna işleyen ekstralar sayılan bu (paralel) ortaklık çoktan yönetimi pay etme safına geçmişlerdi bile

Peki kim yeni ortaklar? 

1Sabri Bayat: Bayat asıl beldeyeyi yöneten kişi. Maski’nin emekli, şuan danışman kartvizitine sahip. Her an Sami başkanın gölgesi gibi yanında, kimseyi yaklaştırmıyor yanına. Randevu taleplerini geçiştiriyor, yani Sami bey ile görüşmek isteseniz ilk Sabri beyin radarından geçeceksiniz. Uygun bulmazsa, hoşuna gitmezseniz, kafasına yatmazsa kapı orada. Belediyeyi dizayn ediyor, herkese korku iklimi aşılamıs, ihale peşinde koşan, dost ve akrabalarına ihale aldırmak gibi oldukça başarılı bir yeteneği etkin. Akrabalarını Malatya’ya işe yerleştirmek amacıyla çağırıyor, Sami beyin özel idare genel sekreteri olduğu dönemden beri yanında. Eğitim derecesi lise mezunu, üniversite değil. Sabri bey ayrıca Esenlik yönetim kurulu üyeliğinden ek ücret almaktadır. (90 bin aldığı iddia ediliyor, ama teyit ettiremedim.)

2-Erol Kartal: Sami başkanın protokol müdürü. Yeşilyurt belediyesinde çalışıyor, en azından kadrosu hala orda. Erol başkan bu Sabri kadar olmasa da belediyede ikinci en etkili isim. Ya ortaokul yada lıse mezunu, Sami başkanı özel idareden tanıyor, Erol Kartal’da Belsos yönetim kurulu üyelıgınden aynı ek ücreti almaktadır. (Belsos’tan aynı ücreti alıyor.)

Bu iki stratejik isim adeta belediye Sami başkanla birlikte paralel yönetmeleri yanında, sağ ve sol kolları gibi her an Sami beyin yanında bulunurlar. Nefes aldırmaz, kimseyi yanına yaklaştırmazlar. Olurda biri başını kaldırırsa bu iki isim tarafından  derhal deport edilir. 

Sami beye ulaşması gereken herhangi bır şikayet ve muhalefet oluşumunu hemen bertaraf etme gibi gizli öznel görevleri de var. Bu sebeplen tüm belediye personeli bu iki şahıstan korkarlar. Birinin talebi olursa ilk iki isimden birine arz-ı endam etmesi gerekir. Anlayacağınız belediyi bir kişi değil üç kişi tarağından itina ile yönetiliyor. Kimsenin aklı geride kalmasın. Vs vs daha bir çok şey daha. (Yazımız uzamasın diye özet geçiyorum) 

Zaafların doğurduğu yeni zaaflar

Yerelde elbette iktidar güçsüz değil. Mensupları güçsüz. Denetimsiz bir iktidar ile çapları belirsiz paradigma birleştiğinde zaaf sorunu ciddi bir kompleks olarak karşımıza çıkmakta. Yerelde iktidar mensuplarının güçsüz oluşu sahibinin de başına belâ. Kaldıramayacağı, taşıyamayacağı bir gücün, kendi gücünün altında ezilmeye ve iktidar olarak varoluş sebebini kaybetmeye başlayacağı aleni bir durum.

Her seçimde iktidar partisine silme oy veren Malatyalı seçmen fiili başkan hakimiyetine dayanan yeni yönetimde beklediklerinin hepsini buraya yazmaya gerek yok.Hayal kırıklığına dönüşen yeni dönem ve yeni süreç iyi olan-bir şeyler yapmaya çalışanı da perdeliyor. Demek ki davul dengi dengine çalarmış. Ha şehrin yeniden kurulumunda gösterilen zaafiyet ve toplum taleplerine uzak bir metodun çözüm diye dikte edilmesi ha  geri taraftan deprem felaketini ikinci bir yerel seçime sürükleyerek yeniden oy silahı olarak kullanılmak üzere yeni bir stratejinin belirlenmesi. Hepsi politika açısından cazip gelse de tarih dışı bir anlayış şeklinde yorumlayabiliriz. 

Ali Bakan’a geçmiş olsun

Yerelde bu düzenin başıboşluğu açısından tartışmalı ve sorunlu hale getiren yönetici tayfasının; Büyükşehir belediye başkanlığını hizmet makamı yerine bir aristokrasi cennetine çevirme suretinin altında yatan saf ve sığ bir beceriksizlik hali olarak tanımlamalıyız. Hal böyle olunca kabak sanırım Ali Bakan başına patladı. Mevcut yönetici ve siyasilerin iş yürütememe hali tekelleştikçe, bu tür yönetim dışı ifşaatların elbet bir faturası olacaktı. Yeni tedavüle konulan Ali Bakan çerçevenin içinde kendine bir zemin bulamadı. Ama karşısındaki partidaşlarını da şikayet edemedi. Yöneticilik hakkının kaynağı olan toplumsal hizmeti yerine getirme başı bozukluğu karşısında ve aristokrasiye ayak uyduramamanın sonucunun sağlığına sirayet etmesine kadar vardı iş. Bakan hastane de sağlığı ile cebelleşirken arka fond’a kim yeni başkan olacak kulislerinin yürütülmesi kadar vefasız, acımasız ve haindir Malatya siyaseti. İsmi Y… ile başlayan bir kişi üzerinde mutabık kalındı bile duyumları da pas geçilemez elbet. Geçmiş olsun Ali başkan. 

Ali Bakan’ın dönüşü muhteşem olacak mı?

Bir şehirde, kasaba da yada bölge de bir siyasi hareketin lideri olmak, mesul olduğu toplumun tüm gen yapısını tanımaktan geçer.  Eğer toplumun taleplerini tespit etmiş, ona göre çözümler üretmeyi ilke edinmişseniz doğru bir güzergahtasınız demektir. Şu an şehrin siyasi lideri konumunda ki Ali Bakan’ın yaşadığı bir dizi sağlık sorunu arifesinde sahaya nasıl giriş yapacağı konusu üzerinde duracağız. “Biat mı, istifa mı, itibar mı?” üçlemesinden hangisine atıfla ortaya koyacağı refleks çok önemli. İşte bugünlerde toplumun büyük bir arzuyla istediği yöneticilerin itibar tabirin içinin nasıl doldurulacağını ve nelerin kastedildiğini çok iyi biliyor. Bu tabir sürekli Malatya halkının gözünden kaçıştırılmış, sanal otokratik malzemeyle süslenmiş, vakti zamanında hep böyle kabul ettirilmiş fakat Ali Bakan’ın tüm bu kirli, başarısız, zaaflarla dolu ortamda mutlak itaattan arınmış, istifayı hiç düşünmeden sadece itibarını ön tabela yapacağı bir çıkışla sahaya döneceğini duyum alıyoruz. 

2 Yorum

  1. Merhaba… Malatya’yı bilmem, orda yaşamıyorum, söz konusu isimleri de tanımam. Ama timur beyi takip ettiğim için okudum yazıyı.

    Bir kavmin yöneticileri, cesurca doğruyu, Hakk ı söyleyenlere kulak vermezler ise, kendileri de, temsil ettikleri kavmi de ve o kavimde bu yöneticilere yaltaklananları da helak olurlar… İnsanlık tarihi bu tür örnekler ile doludur…

    Bu cesur hemşehrinizi tebrik ediyor, kulak vermemizi salık veriyorum….

    Selam ve dua ile…

    • Çok teşekkür ederim kıymetli abim. Allah herkesin yardımcısı olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir