İçeriğe geç

Kürtler ile Barış Gerçeklik mi, İllüzyon mu?

PKK ve sol hareketler üzerinden Türkiye’de son 50 yıldır yaşanan mücadelelerin bir merkezden yönetilen bir senaryo olabileceği iddiası, zaman zaman farklı çevrelerce dile getirilmiştir. Bu tür düşüncelerin çıkış noktası, olayların görünürdeki mantıksal tutarsızlıkları ve “kim kime hizmet ediyor?” sorusuna verilen çelişkili yanıtlardır.

Ancak bu mücadelelerin tamamen bir “illüzyon” ya da “senaryo” olduğu iddiası, komplocu bir bakış açısına kayma riski taşır. Gerçek hayatta, çoğu zaman hem devlet hem örgütler kendi iç dinamikleriyle, tarihi, sosyolojik ve uluslararası gelişmelere göre hareket ederler. Fakat bu; devletlerin veya başka aktörlerin, bu çatışmaları manipüle etmediği anlamına gelmez. Devletler, krizleri yönlendirir, kullanır, hatta bazen üretir.

  1. Apo Devletin Adamı mıydı?

Abdullah Öcalan’ın devletle ilişkili olduğu iddiaları çok uzun yıllardır dile getirilmekte. Öcalan’ın 1970’lerde üniversite gençliği içinden çıkışı, tutuklandığı halde kısa sürede serbest kalışı, sonrasında Suriye’ye geçişi, Bekaa Vadisi’nde rahat örgütlenme kurması ve 1999’da Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesi gibi olaylar bu tür teorilere zemin hazırlamıştır.

Ancak burada ayrımı iyi yapmak gerekir:
• Manipülasyon başka şeydir, örgütün devlet kontrolünde olması başka.
• Devlet, çoğu zaman örgütlerin içine sızar, onları bölmeye çalışır, yönlendirme yapar. Bu, güvenlik stratejisidir.
• Öcalan’ın tutumu 1990’lardan itibaren ideolojik bir dönüşüm geçirmiştir; önce bağımsızlık, sonra federasyon, ardından “demokratik özerklik” fikrine evrilmiştir. Bu da örgüt içinde çatışmalar yaratmıştır.

  1. Tarihteki Şüpheli Olaylar: Mahir Çayan, Mahsum Korkmaz, DDKO Kürşat vb.

Bu tür olaylar üzerine çok sayıda iddia var. Fakat arşivlerin, istihbarat raporlarının ve tanıklıkların eksikliği bu soruların net cevabını engelliyor. Bu kişiler ya suikasta uğradılar ya da içeriden ihanet gördüler. Ancak şunu unutmamak gerekir:
• 1970-80’ler Türkiye’si, Soğuk Savaş’ın taşeron savaş alanlarından biriydi.
• Devlet içindeki fraksiyonlar, NATO, CIA, Sovyet bağlantılı gruplar, İran istihbaratı, Suriye rejimi gibi dış aktörlerin hepsi Türkiye’deki sol, sağ ve etnik hareketleri bir şekilde kullandı.

  1. PKK’nın Evrensel Bir Platforma Taşınması

PKK, 1990’lı yıllarda ve özellikle 2000 sonrası Avrupa sol çevrelerinde “etno-marksist” bir mücadele örneği olarak lanse edildi. Feminist söylem, ekoloji vurgusu, “demokratik konfederalizm” gibi kavramlar bu algıyı güçlendirdi. Bu süreçte:
• Avrupa’da legal siyasi yapılar oluşturuldu.
• Ortadoğu’da, özellikle Suriye’de (Rojava) oluşan otorite boşluğunda alan buldu.
• ABD ve Batı’nın Suriye politikası, PKK’nın uzantısı olarak görülen YPG/PYD’yi bir aktör haline getirdi.

Bu, PKK’nın klasik “dağ kadrosu” profilinden çıkıp uluslararası meşruiyet kazanma stratejisidir.

  1. Selahattin Demirtaş ve İmralı İradesi

Demirtaş’ın yükselişi ve HDP’nin kitleselleşmesi, PKK’nın bazı çizgileriyle ters düşmeye başladı. Bu da “tasfiye” süreci olarak yorumlandı. Öcalan’ın zaman zaman “devre dışı” bırakıldığı, sonra tekrar “dengelendiği” dönemler olmuştur. Öcalan, bir dönem hem örgüt hem devlet nezdinde “denge unsuru” olarak tutulmuştur.

  1. Kürt Devleti Kurulabilir mi?

Bu sorunun cevabı hem coğrafi hem de sosyolojik açıdan zordur:
• Coğrafya: Kürtlerin yaşadığı bölgeler heterojendir. Kürtlerin yaşadığı yerlerde Araplar, Türkler, Türkmenler, Asuriler, Ermeniler de vardır.
• Uluslararası Denge: Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi 4 devletin toprak bütünlüğü üzerinde etkili olacak bir Kürt devleti, bu ülkelerce asla kabul edilmeyecektir.
• İç İrade: Kürtler içinde de birleşik bir yapı yoktur. KDP, PKK, YNK, PYD gibi yapıların farklı politikaları vardır.
• İsyan Döngüsü Riski: Eğer homojen olmayan bir bölgede etnik esaslı bir devlet kurulursa, bu diğer halklarda da isyanı tetikleyebilir.

  1. İdeoloji Gerçekleşmediyse, Masaya Konmalı mı?

Evet. 50 yıldır süren mücadeleler, eğer bir sonuca ulaşmadıysa, ideolojinin doğruluğu veya uygulanabilirliği yeniden sorgulanmalıdır. Bir ideoloji uğruna binlerce insan ölüyorsa, ama toplumda bir değişim yaratamıyorsa, bu ideolojinin ya araçları ya da özü sorgulanmalıdır.

  1. Büyük Resim:

Şunu göz önüne almalıyız:
• Bu tür etnik ve ideolojik çatışmalar, yalnızca iç dinamiklerle değil, jeopolitik oyunlarla şekillenir.
• Soğuk Savaş sonrası dünya yeniden şekilleniyor. Kürt meselesi de bu dönüşümde yeniden konumlandırılmak isteniyor.
• Ortadoğu’daki enerji hatları, nüfus yapıları, ABD-Çin-Rusya rekabeti, Türkiye’nin eksen arayışları gibi etkenler “yerel görünen” her çatışmayı küresel bir stratejinin parçası haline getiriyor.

PKK ve benzeri hareketlerin kökeni gerçek bir toplumsal talepten çıkmış olabilir. Ancak bu hareketlerin evrimi, hem iç faktörler hem de uluslararası manipülasyonlarla şekillenmiştir. Bugün gelinen noktada, gerçek bir çözüm isteniyorsa, romantik devrim söylemiyle değil, sosyal gerçeklik, hukuk ve toplumsal mutabakat temelinde bir masa kurulmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir