
Yukarıda ki başlık www.Malatyatime.com haber sitesinin bir yazarına ait makalesinden alıntı yaptım. Bu keskin, biraz da tarzım olmayan, tenkit edici diyalektiğe yer vermemin nedenleri arasında sadece bir tanesine değineceğim: Malatya Büyükşehir’in başarısı ekip başarısı mı yoksa Sami beyin bireysel başarısı mı? Sami beyin başarısı ise ekip ne işe yarıyor? Bunca maaş, hizmet erkleri, curcuna, başkanım… başkanım… seremonileri ne diye? Ekibin şayet katkısı var ise Sami bey neden kimseden söz etmiyorda hep “ben ben ben” deyip duruyor. Yahu başkan siz tek başınıza bir devlet misiniz? Bu işler ekiple olmuyor muydu? Malatya’yı Paris’le yarışır bir seviyeye taşıdınız, eyvallah. Marsilya ile kafa kafaya gidiyoruz amenna…. Akpınar’ın Menhattan meydanına benzemesine ramak kaldı, ne ala… Dünyanın en global şehri Tokyo ile az bir fark kaldı aramızda. Pravo… Hakkaten merak ediyoruz tek başınıza nasıl başardınız bunca şeyi, bu işin bir sırrı varımdır? İşte o başlık tam olarak budur. Bu çelişkiyi tarif eder. Kürek Sami, greyder Sami, yol Sami Asfalt Sami, yardım Sami, meclis Sami, Toki Sami, Belediye Sami. Her şeyi Sami başkan tek başına hallediyor.
“Birlikte, beraber, hepimiz, ekibimle, mesai arkadaşlarımla, grubumla, biz vb” kavramlara ara sıra yer vermek bu kader zor mu yahu? Yapmayın. .
Yetmiş değil o yüzdür yüz! Pardon beşyüzdür
“80 günde devri alem neden yaptın böyle adem?” diye bir parça vardı 90’lırda. Şarkıcı Bendeniz’in yazıp seslendirdiği parçanın orjinali “Seksen Günde Devriâlem ya da Seksen Günde Dünya Gezisi…” Fransız yazar Jules Verne‘in yazdığı ve ilk kez 1872 yılında yayımlanan bir macera romanına kadar kökleri uzanır.
Sanırım Bizimkilerde 1 yılda 70 madde ile devri alemi tamamladı. Hokos pokos abra kadavra dedi şapkadan “hık” diye 70 madde fırladı sahneye. Hepi topu 70 maddecik. Ben olsaydım 100’e tamamlardım. Nasıl olsa klavye bedava-eksantrik tuşlara basmak bedel gerektirmez, az bir kaç dakika mesai daha yapardım 100’e çıkardı, ne olacak canım. Zaten 10 olsa da, 70 olsa da, 100 veya 500 olsa da alkış aynı alkış. Sayı oranına göre alkışın değişeceğini sanmak zor. 1 olsa da yine şak şak şakk… 200 olsa da şak şak… O eskidendi “ne kadar ekmek o kadar köfte.” Şimdi işler değişti. Siyaset cürmü level atladı, ne kadar abartırsan, köpürtürsen, kurgularsan, çalkalarsan o kadar alkış, iltifat, taktir, taltif patlaması gelir. 70 güzel bir oran aslında, ağzı büyük lokma hacminde dolduruyor ama ortada bir şey yok. Hatta hiç bir şey yok. Kâğıt üstünde, listelerde, bir de başkanın notlarında var sadece o kadar. Kamuoyu yaşaması lazım. Görmesi lazım. Şak şak şak diyenlerin değil. Başkan vallahi bu tek rakam işleri bu şehirde pek tutmuyor, söylemiş olayım. Hesaba katmadığınız ekipten kafası çalışan kimse yok muydu? 44’e bağlasaydı iyi ekmek yerdi. Bir de “44’e yakışır 44 icraat” sloganı ile patlattınız mı yeme de yanında yat. Bizim toplum 44’e öyle candan duyarlı, aşık işte. Neyse olan oldu bir kere. 70’le idare edeceğiz artık. Bir de “yaş 70 işi bitmiş” deyimi vardı değil mi? En iyisi onu hiç karıştırmayalım çimdilik.
Biraz beyin fırtınası yapalım
Rakamlardan gitmişken 1’in arkasına 12 adet sıfır koyduğunuzda 1 trilyon, 15 adet sıfır koyduğunuzda 1 katrilyon yapar, sıfırları çoğaldıkça sayı büyür. Bir trilyon yada katrilyonun önünde ki 1’i (bir) çekip aldığımızda ise bir yığın anlamsız sıfır kalır geriye. Sıfırlar ne kadar çok olursa olsun tek başına bir anlam ifade etmezler. Bin sıfırı bin sıfırla çarp (0000….x 0000…= 0000) sonuç yine sıfırdır. Bu işlem uzar gider böylece. İşte o 1 (bir) nedir biliyor musunuz? Malatya’dır. Şehrin hafızasıdır. Perspektifidir. Kimliğidir. Reel politikalarıdır. Ritüelleridir. Malatyanın değerlerini, psikolojisini, sosyolojik hassasiyetini, şehir estetiğini yok saydığınız andan itibaren her şey –sıfır– olur. Matematikçi ve tüccar kafalı arkadaşlar ne söylemeye çalıştığımızı daha iyi anlayacaklardır. O 1’i hiç bir zaman unutmayalım.
İddiaya var mısınız ?
Malatya geneli bilumum iş insanlarının, bürokratların, markayım diyen siyasetçilerin, belediye başkanlarının hiç biri tek bir telefonda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşamıyormuş. Hey hat. Ulaşmak gibi kimsenin niyeti yok zaten. Niyeti olanda kalemlerden, danışmanlardan, yaverlerden, korumalardan rica ile o da randevu alabilirlerse eğer. Hadi iddiaya girelim. İsim cisim mevki makam fark etmeksizin; Malatya camiasından tek telefonla Cumhurbaşkanına ulaşabilen varsa beri çıksın. Burda önemli olan ulaşmak ulaşmamak meselesi değil, politik konsensusta bulunduğumuz konumdur. Malatya şehrinin prestijinin ölçüsü olarak bu veriyi sabitleyebilirsiniz. Acı ama gerçek bu.
Bir Vekilden tarihe not düşmek
Hemşerimizden biri Ömer Faruk Öz’le bir sohbet esnasında şöyle bir tabir kullanır. “size vekilim mi diye hitap edeyim yoksa, dayı mı diyeyim?” şeklinde sorar. Galiba uzaktan da olsa bir akrabalık bağı olmasına istinaden böyle sualde bulunmuştur. Öz karşılık olarak “Vekilik geçicidir, yarın öbür gün biter. (Ki bitti de…) En iyisi bana dayı diye hitap et. En azından dayı yeğenlik bakidir.” cevabını verir. Vekil, belediye başkanı, Bakan vs hepsi geçici makamlardır. Önemli olan gönül muhabbet, dostluk, dayı yeğenlik frekansında kalabilmek. Sanırım dayı olmaya aday siyasiler lazım bize.
Sen kimsin krizini Malatya unutmadı
Düşünün ki bir ilin vekilisiniz, seçilmişsiniz, bir halkı temsil ediyorsunuz, gençsiniz, sempatiksiniz, akademik ünvan var her şey tastamam-ful ama gel görki ait olduğun parti genel başkanı henüz sizi tanımıyor. Ne demeliyiz buna, nasıl bir isim koymalıyız başına-sonuna? İlk kez gördüğü içinde herkes içinde “sen de kimsin?” diyerek tanımaya çalışmış cumhurbaşkanı ve genel başkan. Tanımak istemesi son derece doğal bir gelişme. Demekki kendi çehrenizi, marifetinizi, kimliğinizi dahası temsilde bulunduğun şehrin kart vizitini göstermemişsiniz, tanıtmamışsınız, anlatmamışsınız. Bu bir krizdir, skandaldır. Japonya’da olsaydı -harakiri- ile sonuçlanırdı, eski Malatyalı adamlarından biri olsaydı bunu taşıyamamam deyip istifa ederdi. Şimdi laylaylom… Herkes unuttu sanıldı o krizi Malatya unutmadı.
Siyaset nedir
Seçim öncesi seçilmeye talip adayların oyunu almak üzere halkın önünde el pençe durduğu, seçilen seçildikten sonra bu kez halkın işini gördürmek üzere önlerinde el pençe durduğu acayip bir kurumdur siyaset.

Başkan Sami işçi Sami amele Sami usta Sami
Her zamanki gibi keyifli bir yazı olmuş
Teşekkür ederim rıza abe
[…] törenle bir yıllık icraatlarını açıklayan Malatya Büyükşehir belediyesi başkanı Sami Er 70 maddelik devr’i alem listesinden bir tanesi de 780 km’lik yol yaptığı iddiasıydı. Bizde merak ettik, bu yolar nereye […]
ELİNE SAGLIK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ
Teşekkür ederim abi