
Bugünün siyasi gelişmeleri okuyabilmek için tarihi iyi analiz edebilme yeteneğine sahip olmalıyız.
O yüzden Malatya’nın tüm siyasi atraksiyonları tarihle bir bütün halinde yürüdüğünü ıskaladığımız için bugünkü karmaşa yığınağı içinden çıkmamız mümkün olmuyor.
Dolayısıyla henüz derinlemesine keşfedilmeyi bekleyen Hamit Fendoğlu (Hamido) suikastininin neden, kimler tarafından, nasıl işlendiği bilgisini net verilerle elde edemediğimizin sorunsalı tüm şehrin hikayesini enfekte ettiği bir süreç içinde bırakmaktadır.
Malatya vilayetinin siyasette ki dönüm noktası olarak 1978 Nisan’ını tabi alırsak; 78-2026 arasını kaba bir tabirle; “siyasettin ölü doğmuş cenin haline nail” Özal’lı yıllar ile grafikler (kısmen) yukarı çıkış gösterse de, günümüze uzanan diğer bütün isimler ile siyasi metodu bir şema içerisinde birleştirdiğimizde, hepsinin arasında doğal bir doku nakli vardır.
Bu da yanlış siyasi çıkarımlara neden oluyor.
Ama 1978’den beri Türkiye’de ve dahası Malatya’da ne olduğu, yetki tanıdığımız isimlerin bu şehrin tarihinde nelerin yaşandığıyla ilgili müthiş bir cehalet, bilgi kirliliği, komplo teorileri ve ideolojik pozisyonları bloke edilmiş, çoklu hakikatler kanaatlerini belirlilemediği apaçık ortada değil mi?
Öncelikle Hamido bir siyasi aktör, şehrin önemli bir siyasi figürü, hatta bölgesel değeri bulunan bir feodal ağa değil Doğu-Batı arasında bir köprüydü.
(O yüzden Facebook kapak fotoğrafım: iki Hamit… Babam Hamit bey ile Hamit Fendoğlu’na ait kendi yaptığım karakalem resimden ibarettir.)
Sanırım Doğu-Batı arasında açık kalmış bu kapının ortadan kaldırılması takvimi ile PKK’nın kuruluşunun aynı takvimde buluşması tesadüf gördüğümüz için ‘bu gün Malatya’yı ve siyasi hafızasını okuyamıyoruz.’
Halbuki “Epstein ifşaları”nı az vicdan muhakemesinde analiz ettiğimizde ‘Mossad’ denilen cellatların tüm dünyaya tahakküm perspektifini ne kadar geniş tuttukları kompozisyonu aleni bir şekilde karşımıza “pat” diye çıkıveriyor.
O halde MOSSAD’ın Hamido’nun evine gönderdiği bomba ile Lice’nin Fis köyüne ikmal ettiği telgraf eş zamanlı “Türkiye’yi kıskaca alma” projesi olduğunu bilmemek için kahin olmaya gerek yok.
Sıraya giren siyasi suikastlar, neredeyse her 10 yılda bir süregelen askeri darbeler, hatta Isparta’da düşen uçağımızda bulunan 6 sivil mühendisimizi de bu kategoriye ekleyebiliriz.
Peki, Hamido’nun devrilmesi küresel güçlerin bir planı dahilinde olduğunu inatla, ısrarla yok saydığımıza göre; Pentagon’un daha sonra öne süreceği üst düzey askeri ve siyasi suikastlerin, PKK’nın artan bölgesel rolü , İsrail, ABD’ninin bugüne uzanan şimdi ise iran ve Körfezkaynaklarını kapsayan balistik (savaş-tehdit hali) projeyi nasılda kuzu kuzu tamamlıyor.
O köprü bombalandı yıkıldı, Doğu-Batı arasında ki kapı kapatıldı. Ve PKK serüveni ile birlikte Malatya’nın imtiyazlarının komple önünün kapatılması süreci başladı.
İki damla zehirle Özal’ın ortadan kaldırılması da bu projesinin elbet bir parçasıydı.
Merhum Malatya’lı Eşref Bitlis paşa da…
Çünkü Malatya güçlü, istikrarlı, insanları zeki-hırslı, jeopolitik konumu değerli, Fırat’ın kıyısı, yukarı Fırat bölgesinde bulunan tarih bir kavşakta, ki dünyanın en verimli topraklarına sahip, Kayısının başkenti, Doğuyu ve Batıyı birbirine bağlayacak stratejik konumu 1978’den itibaren kademe kademe aşağı çekildi.
O kadar sistematik, o kadar planlı, o kadar bilinçli yapıldı ki bu, Malatya şu an da; kendi iradesini ortaya koymakta debelenen, avantajları ıskalayan, kendi resmini okumaktan aciz, tüm sistemsel değerleri sümen altı edilmiş, hiç bir sözü bulunmayan, bölgesel portföyü aşağılarda bir il kategorisinde yer alıyor oldu.
Pasif, itaatkar, şehrin menfaatinden çok kendi menfaatlerini kurgulayan, partisinin eleştirmekten imtina eden, daha çok düşük programlı isimlerle o güçlü canlı dalları budandı.
Farkında mısınız bilmem bugünün Malatya’sının rakip illerini sayın dersem, Adıyaman’dan başlayıp, Cizre, Hakkari ile bitirirsiniz.
Çerçevesinde Elazığ–Diyarbakır–Sivas–K. Maraş’la rekabet ediyoruz diyebilme lüksümüz kalmadı her koşulda. Buyrun anket firmaları orada, yaptırabilirsiniz!
Tarihsel gelişmeleri göz önüne alıp, umursamadığımız parçaları özenle birleştirdiğimizde, halen de faili meçhul suikast şeklinde çocuklarımız önemsemeden anlattığımız Nisan 1978 tarihli bombalı paket ayrıca bir şehrin domine edilmesinin yıl dönümü olarak karşımıza çıkıyor.
Uzun süreye yayılarak hinterlandı tüketilmiş, özlük haklarının içi boşaltılmış, genetik bilançolu konsensusları elinden alınmış, bir şehrin kaderine düşük kartvizitli siyasileri sürekli eklenerek sıfırlama hatta sıfır altına çekilerek, iddiaları, güçlü il olma tezi yok sayılmak modunda bir statüye evrildi.
Bakınız; ilkel olarak nitelendirdiğiniz takvim yapraklarında: 1960-70-80, 90’lara değin her daim TBMM’de etkin, güçlü, rasyonel Malatyalı isimler kendi varlığını kanıtlamışlardır.
Turgut Özal’ı bilmem anlatmama gerek var mı?
Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk mecliste bir ağırlığı bulunan siyasiler değil miydi?
O şimdi kimsenin beğenmediği, burun kıvırdığı Ahmet Özal dünyada sayılı ekonomistler arasında adı geçer. 2002 Başbakan Bülent Ecevit’in ABD ile ziyaretini bir telefonla randevu alabilecek yetenekte biri şimdi var mı bilemiyorum.
Yine o kimsenin beğenmediği, bazılarının “dinsiz” diye yaftalayarak kodladığı İsmet İnönü, ilkin 1965’te ilk Malatya spor kurulması talimatını vermiş bir isim. MalatyaSpor 1965’te kuruluyor böylece. Çok az insan bu bilgiyi bilir. Ama bilen de bilir. Peki Malatya’nın takımı, spor kulübü şimdi nerede? Başkan Nurettin Güven zamanında Brezilya milli takımı 3 futbolcusunu getirmiş takımımızın ne hale geldiğinden hiç söz etmek istemiyorum. Çünkü şehrin hafızası siliniyor. Önce belediyeden devşirme önüne YENİ bir tabela getirdiler, ardından Türkçe konuşmaktan aciz Adil Gevrek eline verdiler. 1.2 milyon USD para ile birlikte takımımızda ortada yok.
CHP’den başka bir hemşerimiz Ayhan Fırat’ı araştırın mecliste ne ne denli etkili bir isim olduğunu göreceksiniz kendi döneminde.
Peki ya şimdi kim var? Sıfır elde sıfır…
Tarih sürecinde Türkiye Cumhuriyeti devleti mekanizmasına sürekli kritik isimlerle kritik mevkilere telaffuzu güçlü isimler dayatan, ülkenin doğusundan batısına fikir pazarlayan, kendi tüzel sermayesini oluşturan, farklı bir duruş sergileyen, her dönem kendi adına münhasır değerini koruyan ve pekiştiren o mahfuz şehir günümiz takviminde by-pass edilmiş, ringin dışında kalmıştır.
Buyrun mecliste hiç söz almamış milletvekilimiz İhsan Koca yerine Dünyada ilk beş matematikçiden biri olan hemşerim Pütürgeli Hüseyin Bereketoğlu’dan istifade edilmemesi arasında ki fark gibidir bu yazının özeti.
Bir çok şehir etkisizleştirildi fakat Malatya pasifize edildi. Deprem de tuzu biberi oldu. Son valimiz Seddar Yavuz bir şeyler yapmaya çalışıyor, insani-ahlaki-sosyal bir çaba içerisinde. Umarım önceki valiler gibi belli klikler tarafından ayağı kaydırılmazda bir süre daha kalır.
