
28 Şubat günü İsrail ve ABD birlikleri resmen İran’a savaş açtıkları tarih olarak literatürlere geçti.
“Savaş ne olacak, ne kadar süre devam eder, kimin yenilgisiyle sonuçlanır, ülkelerin kazanımları ve İran halkının bu savaşta nasıl bir mağduriyet yaşayacağı?” gibi çok kritik başlıklar ilk aklımıza hücum eden sorular arasında.
3 bin yıllık kadim Pers kültürünün devamı sayılan İran askeri ve silah çeşitlendirmesi yönünden elbette ABD ve İsrail’den düşük bir formatta olduğunu biliyoruz. İlk gün bazı balistik füze saldırıları ile düşman ateşine karşılık verdiğini gördük.
Sadece ABD ve İsrail ordusuna karşı füze saldırısından bulunmadı İran. Arap yarım adasında ABD’ye ait üslerin bulunduğu ülkelerden; İsrail, Katar, BAE, Bahreyn, Irak, Kuveyt’te saldırıdan nasiplenen ülkeler arasındaydı.
Bu durumda aklımıza gelen ilk şey Türkiye sınırları içerisinde bulunan ABD’ye ait askeri üslerin bulunduğu. Adana İncirlik ve Malatya Kürecik üsleri halı hazırda İran’dan israil’e gelecek saldırılarda önemli stratejik askeri unsurlar olarak rol oynayacaklardır.
İran madem ABD üslerinin bulunduğu nerdeyse bütün ülkelere füze saldırıları düzenlediyse Türkiye’de aynı üslere ev sahipliği yaptığı için iran saldırılarında hedef olur mu?
Şayet böyle bir saldırı programı devreye geçirilirse ilk olarak İran’a coğrafya olarak daha yakın konumda bulunan Malatya Kürecik radar Üssü ilk hedef oluşturacağı ihtimalini konuşacağız bu yazıda.
Üssün amacı ve görevlerini şöyle özetleyebiliriz:
–Balistik füze erken uyarı sistemi olarak çalışır.
-Orta Doğu’dan gelebilecek olası füze tehditlerini önceden tespit etmek için kullanılır.
-Elde edilen radar verileri NATO komuta merkezlerine iletmektedir.
Her ne kadar üssün elde ettiği bilgileri NATO’ya aktardığı şeklinde ifade edilse de asıl misyonu, birinci elden görevi ilk olarak İsrail’le bilgilerin paylaşıldığı yönünde ciddi bir şehir efsanesinin dilden dile dolaştığı…
Eğer Kürecik Üssü israil’e çalışıyorsa hedef olma riskini oldukça yüksek kıvama getireceği…
Diğer yandan Türkiye’nin doğusunda, Malatya’nın Kürecik bölgesinde kurulan Kürecik Radar Üssü, yıllardır hem yerel hem de uluslararası kamuoyunda tartışmaların merkezinde yer alıyordu. Resmî olarak bir savunma sistemi unsuru olarak tanımlansa da, üssün işlevi, kime hizmet ettiği ve Türkiye’ye etkileri yoğun şekilde halen sorgulanıyor.
Kürecik Üssü; Kasım 2010‘daki NATO Lizbon zirvesinde, tüm ittifak üyelerini kapsayan bir balistik füze savunma sistemi kurmak için stratejik bir plan yapılmıştı. NATO üyesi bir devlet olarak, Türk hükûmeti kendi topraklarında erken uyarı radar sisteminin kurulmasını onaylamış, ancak radar istasyonunda toplanan tüm bilgilerin NATO üyesi ülkeler tarafından kesinlikle kullanılması konusunda ısrar etmişti.
Eylül 2011‘de kesin şartlar konusunda bir anlaşma imzalandı. 2012’de üs kuruldu. Türkiye ve ABDyetkilileri, Malatya ilinin Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik bucağı yakınlarında uygun bir yer belirledi. 1960‘larda alan SSCB hava sahasının gözetimi için bir radar üssüne ev sahipliği yapmıştı. Yani kökleri 1960’lara Rus’ları izlemeye kadar uzanan bir tarihçesi vardı.
Kürecik, Malatya’nın 59 km (37 mi) batısında yer almakta; radar istasyonu da 2,085 m (6,841 ft) yükseklikte Çat Tepe üzerinde bulunmaktadır.
O nedenle yıllardan beri bazı siyasi parti yetkilileri (Vatan Partisi, Hüda-Par, Yeniden Refah Partisi, Saadet Partisi) STK’lardan (Türkiye Gençlik Birliği TGB, IHH, Mazlum Der, Emek ve Demokrasi platformu), Bazı münferit Gazeteciler ve yerelde sivil kuruluşlar ABD ve İsrail’e karşı ısrarla Kürecik Üssünün kapatılması için girişimde bulundukları kamuoyuna yansıdığı bilinir.
Altı çizilmesi gereken cümle şu ki; İran ABD üsleri bulunan tüm bölgeleri ayırtmaksızın vurduğu yeni bir savaş sathına girdik.
Şimdi bazı okuyucular derki İran Türkiye’ye saldıramaz, gözü kesmez, bunu yapamaz gibi fikirler öne sürebilir.
Kediyi köşeye sıkıştırır, kaçacak yer bırakmasan yüzünü gözünü tırmalarken görürsün misali bir teoriyi de göz önünde bulundurmalıyız.
Sözün özü; kürecik üssü muhakkak İran’ın gündeminde yer alacaktır.
Çünkü Kürecik Radar Üssü, Türkiye’nin doğusunda yer almasına rağmen yalnızca yerel ya da ulusal bir askerî tesis değil. Bu üs, NATO erken uyarı savunma mimarisinin kritik halkalarından biridir. Bu nedenle özellikle İran açısından zaman zaman tartışma ve tehdit söylemlerinin merkezinde yer alır. Peki gerçekçi soruyu sormak gerekirse: İran gerçekten Kürecik Üssü’nü vurur mu?
Öyleki Kürecik Türkiye toprakları içerisinde yer alır. İran açısından bu durum, kendi füze kapasitesinin önceden izlenmesi ve etkisizleştirilmesi anlamına gelir. Bu nedenle Tahran yönetimi, Kürecik’i zaman zaman “tehdit unsuru” olarak tanımlar.
Bu üssün vurulması, doğrudan Türkiye’ye saldırı anlamına gelir ki; İran, tarihsel olarak Türkiye ile doğrudan savaştan kaçınan bir dış politika geleneğine sahiptir. Böyle bir saldırı, İran’ın istemediği şekilde iki cepheli bir kriz doğurur.
Kaldıki Kürecik, NATO savunma zincirinin parçası olduğuna göre; Üssün hedef alınması, sadece Türkiye’yi değil, NATO’nun tamamını ilgilendiren bir güvenlik krizine dönüşür. Bu da İran için askerî kazançtan çok, yıkıcı sonuçlar anlamına geleceğinden böyle bir riski göze alacağını sanmak zor.
Her ne kadar üssü vurmasını düşük bir ihtimal şeklinde değerlendirmiş olsak bile, bu ihtimal savaşın ve bölgesel dengelerin yeniden şekillenmesi ile değişim gösterebilir. İran’ın mevcut düşmanları ABD ve israil’e karşı üstünlük kurması halinde yanı başında bekleyen NATO üssünden kurtulmak için her türlü adımı atmaktan çekinmeyecektir.
