
İngilizler 1899 yılında söylediği iddia edilen “İcat edilebilecek her şey icat edildi; artık yeni hiçbir şey yok” sözüne atfen, bende “Malatya’da yazılacak hiç bir şey kalmadı artık” demek istiyorum. Sözün sonu. Veyahut her şeyi yazdık bitirdik, geriye yazılması gereken bir şey kalmadı.
Çünkü her şey o kadar bozulmuş, o kadar çok rezil bir bale gelmişki biz yazarken utanıyoruz. En iyisi “bitti” diyerek perdeyi kapatalım. Bir şeyleri değiştiremiyoruz zaten, böyle olunca kendimizi aptal gibi hissediyoruz. Onun için “bu aptal yazıda” başlığını iliştirdim.
Dün yerel bir haber portalına ait haber postunu X hesabımda “Afad’da yolsuzluk yapılmış”haberini paylaşınca kendi kendime dedim biz nasıl yaşıyoruz, nasıl halen nefes alıp veriyoruz içsel isyan dolu hezeyanlarımı kaç kez içimde tekrarladım.
Depremim yerle bir ettiği bir il düşünün, 38 bin bina yıkılmış, 1300 insanımız enkaz altında kalmış halde hayatlarını kaybetmişler, binlerce yaralı halen gözümüz önünde… Fakat devletin en güçlü, insanların o zor günde sığındığı yine (sığınacağı) kurumunda depremzedelere verilmesi gereken konteynerleri bizim aç gözlü, sefil, hiç bir değeri gözetmeyen, kaldıki devletin malında tüyü bitmemiş yerimin hakkı olan araçları satıp paraya çevirmiş bazıları. Sonra da götürüp o parayı çoluk çocuk bir güzel afiyetle yemişler.
Yenimalatya gazetesi haberinin içeriğini aynen aktarıyorum: “Malatya’da deprem sonrası vatandaşı en çok destek olması beklenen kurumların başında gelen AFAD’da ihaleye fesat karıştırmak ve usülsüz ihale düzenleme, konteyner ve diğer yaşam malzemelerini hurda gibi gösterme suçlarından dolayı operasyon düzenlendiği iddia edildi. Operasyon kapsamında 2’si kurum için 2’si de kurum dışı olmak üzere 4 kişinin göz altına alındığı bilgiler arasında yer alıyor.”
Aynı gazeteye yansıyan başka bir haberde: Esenlik marketleri, kuru kayısının normal satış fiyatı 739 TL olarak belirlenirken, indirimli fiyat etiketi ise 595 TL olarak raflara yansıdı. Üreticide ise 250-300 TL. Bu da hırsızlığın başka bir hali. “Ne yapıyorsunuz siz?” diyecek yürekli bir adam yok mu? Belediye başkanı mı? O Şafak sayıyor.
Eskiden köylerde İslim damları olurdu. İlk İslim damları. Eskiler çok iyi bilir. Toprak, taş yada betondan yapılan kayısı kükürtleme fırınları olarak kullanılan yapılardı. Kapıları çelikten, hava kaçırmasın diye lastik contalı ve iki yerde sıkıştırma kilitli olurdu. Öyle bir İslim damı bulacaksın, içine bunları kilitleyecek, dışarıdan da kükürdü bol miktarda vereceksin. Günümüz de İslim damları naylondan. Yırtar çıkarlar. O ilk model islimler olacak. Biraz Hitler’vari bir cezalandırma taktiği oldu ama inanın hak ediyorlar.
Onun için bu aptal, gereksiz yazıda edebiyat, farklı yazı teknikleri, otantik kelimeler, makale formatını gözetmeye gerek duymuyorum. Sadece içimi boşaltmak istedim o kadar. Kendi kendime söyleniyorum farzedin. Üzülüyorum, kahrediyorum. Nasıl olsa yine çalacaklar. Yahu yeter, yeter, yeter!!! Sizin gözlerinizi nasıl duyuracağız biz bilemiyorum ki!
Sayın Valimizden istirham ediyoruz. Abi çok çalıyorlar. Vallahi billahi önüne gelen, fırsat yakalayan hiç gözün yaşına bakmadan zengin olmak için çalıyor. Hak, hukuk, din, İman, aile, maneviyat, yasa gözetmeden götürüyorlar malı. Ufak tefek haberler şeklinde verilse de örneklerini topladığınız da hayli malzeme çıkıyor karşımıza. Allah rızası için bunları biraz denetleyin abi ya. Bu kurumlara bir el attın. Bu kadar da ihanet olmazki!
Bakın ben vatani görevimi yaptığım esnada yiyeceğimiz-erzağımız bitti, helikopter yada başka bir araç hava şartlarından ötürü bulunduğumuz bölgeye gelemedi. Bir ay boyunca köpek maması yedik. K9 köpekleri için ayrılan bisküvi şeklinde o yiyeceklerden mecburen yemiş, hayatta kalmaya çalışmıştık. Neden bu hırsızlar daha rahat çalsınlar diye mi?
Böyle yapılır mı hiç, deprem felaketi aklınıza gelmiyor belliki. Hiç mi vicdan denilen o şey sızlamaz. Nasıl yaratıklarsınız siz? Tamam çaldınız, zıkkımlandınız, o masum çocuklarınıza yedirirken ne dediğinizi merak ediyorum sadece. Konteynerları sattık, ticarettir bu, yolumuzu buluyoruz, e para kazandık, herkes mi yapıyor ne var bunda dediniz mi acaba?
Allah sizin bin türlü belanızı versin. Binbir türlü inşallah! Yazıyı okuyanlar da “amin” desin lütfen. Başka elimizden bir şey gelmiyor. Ne yapalım.

Hırsızlık nedenmi gırla abicim. Çünkü bir namuslu bin namussuzla başedemiyor. Parsel parsel hertarafı kuşatmışlar. Birinin koluna çarp ses 2 bin kilometre ötedekinden geliyor bana çarptın diye. Siyasetin a partisi b partisi ayırtmaksızın yüzde 10 u ya çalısıyor ya çalısmıyor gerisi hava civasında işinin peşinde. Ben inanıyorumki devlet baba illaki bu olaylara deyinecek ya bugün ya yarın yada yarındanda yakın. Bu düzen böyle gitmezçünkü bir yerde patlak verecek er yada geç bu konusulan yolsuzluklar gün yüzüne çıkanlar ya bilmediklerimiz ? Ben devletin herşeyi her kuruşu her adımı takip ettiğini düşünüyorum ama diyorumya bir namuslu bin namussuzla baş edemez. Er yada geç devran dönecek ama öyle ama böyle saygılarımla