
Haluk Levent’in AHBAP derneği üzerinden yaptığı yolsuzlukları konuştuğumuz şu günlerde; afaki bir sorum olacak sizlere: peki biz bu siyasi Ahbap’ları ne yapacağız? Ahbap bir değil ki on, yüz, bin! Haluk Levent kumar bağımlısı diyoruz da, halkı-hakkı-hizmeti unutmuş, veya sorumluluğunu aklının kenarına dahi getiremeyen koltuk bağımlılarını ne yapacağız biz?
Levent; yardım kuruluşu adı altında topladığı paraları zimmetine geçirmiş, orda burda harcamış. Seçtiğimiz, yetki verdiklerimizin toplumun haklarına sahip çıkmaması farklı mı?
Hatta daha kötüsü, vahim olduğunu söylemek istiyoruz.
Organizeli şekilde, kangrenli bir hale dönüşmüş. toplumsal güveni sarsan siyasettin işleyişi biçimi ile bunca çürümüşlüğünü ne zaman konuşmaya sıra gelecek? Evet, Haluk Levent bir kesimin cebinden aldı, siyasiler bir şehir, bölgeyi ve o bölgelerde yaşayanların tüm haklarını açıkça sömürüyorlar.
Hepsi hazırladıkları yasal gibi görünen siyasi mekanizmalarla yapıyorlar.
Haluk yargılanacak elbette ve muhtemelen cezasını çekecektir. Peki ele geçirdikleri koltukları zengin olmak uğruna kullanan, rant sektörüne dönüştüren, akraba eş dostu zengin etmek için seferber eden ve halen de mutmain olmamış –seçilmiş– suçluları kim yargılayacak, cezasını nasıl-kim kesecek? Asıl düşündürücü olan bölüm de tam olarak burası!
Anladığım kadarıyla henüz böyle bir sistem îcâd edilmedi ülkemizde. Partilikiler dokunulmazdır çünkü. Oturdukları o koltukların sorumluluklarını yerine getirmeyenlere uygulanacak bir cezai müeyyide henüz yok. Olmayınca da çapsızlıklarını sadece zengin olmak adına kullanan bir ucuz ganimet soltacıları git gide cesaretlendi, azgınlaştı, canavarlaştı işte her halükârda.
Etrafınıza bakın siyasilerin hepsi holding, ekonomilerin zirvelerinde. Bunca servet, yatırımlar, mali adisyonu kontrol eden birileri gidipte bir köylünün, işçinin, fakir fukaranın işini görür mü sizce?
Cevabı koca bir: HAYIR!
Ve yerelden bakalım hadiseye. Bu durumda 1,5 milyon diğer insanın hali, 13 ilçe, 760 köy, bilmem kaç bin mezrada yaşananlar elbette kimsenin ilgi alanına girme gibi bir lüksü olamaz değil mi?
“Vay anasına” diyoruzda başka bir şey diyemiyoruz, biraz derinlemesine düşündüğünüzde korkunç bir tablo çıkıyor karşımıza.
Seçim öncesi genelde “size hizmet edeceğiz” diyerek sahneye çıkan o isimler, seçildikten sonra nedense ani sert bir “U” dönüşüyle ranta doğru direksiyonu kırmaları rutin senkronize bir içgüdü. İçinden biri de bir gün çıksın desin ki, ben “gerçek anlamda halkın yanında olacağım.” Nerdeeeee?
Öyle pis bir hal almış ki; toplum orda can çekişiyor, onlar durmadan biriktirme derdinde ve “para parayı çeker” patolojik vakası devreye girmemesinin mümkünü olamaz. Zengin değilsen siyaset yapma hakkın yok zaten. Zengin yapıyor siyaseti ve zamanla tüm varlık kavşaklarını sadece kendine yönlendirmesi son derece doğal bir gelişme.
O yüzden Haluk Levent’e kızmayın sakın. O da kendi kararınca etrafına bakıp nemalanmak istedi. “Nasıl olsa malı götürene kimse bir şey demiyor, bir şey de olmuyor, o vakit bizim neyimiz eksik” dedi. Ee biraz da bağlantıları vardı. Dadandı o da piyasaya. Herkesin siyaseti zengin olmak amacıyla kullandığı şu günlerde sakın size çok abes’i iştigal bir olaymış gibi gelmesin. Çünkü herkes çalıyor. O sadece partili olmayınca üzerini çizmek kolay oldu o kadar.
Şunu da çok merak ediyoruz. Hakikaten at izinin it izine karıştığı bu yolsuzluklar çağında “Haluk Levent’in yolsuzluklarını konuşurken acaba bende aynısını yapıyorum” diyen var mı? Onun ki ortaya çıktı ve tutuklandı, bizim koca bir siyasi partiler arkamızda, soruşturma dahi geçirmemiz mümkün değilken, başını yastığa koyduğunda asıl meseleyi düşünen biri var mıdır?
Sanmıyorum. Gelsin de nasıl gelirse gelsin. Düz bir bir mantık şeklinde algılayabilirsiniz.
Diğer bir şey; farkında mısınız, siyasete bulaşan bir daha bırakmakta istemiyor. Nedeni daha çok para, daha fazla servet, güç, lüks, hırs, birikim, tüyü bitmemiş yetimin hakkından biraz daha pay almak.
Çevremize bakıyoruz tüm siyasiler işi gücü bırakmış geleceğe hazırlık peşindeler. Hazırlık içinde olunca –asıl– çevresini görme gibi bir vazifeleri olmuyor. Şu, bu isim vermiyorum, hepsi. Belediye başkanı milletvekili olmak istiyor, milletvekilleri bir dönem daha diretiyor, milletvekilliği dönemleri bitmiş olanlar kapağı Büyükşehire, ilçe başkanlarına kadar gözünü yukarılara dikmiş bakınıyorlar.
Fakir halk, asgari ücretli, köylü, memur, çiftçi gariban Anadolu çocukları’da zannediyorlar ki siyaset kendileri bir şey yapacak. Maalesef öyle bir şey yok. Söyleyin bu bozuk bir ekonomi ile iliklerine değin possası çıkarılmış toplum sizleri ne kadar besleyecek daha?
Siyaset malum hastalıklı bir sürece dönüştü. Siyaset kılığına sarılarak bir şehrin özünü vakumlamakta öyle. Çevremizde hiç bir siyasi “yeter benim, bir iki dönem yaptık yeter” diyen yok. İddiaya girerim “benim yeter” diyen varsa buyurun bu yazıya ismiyle birlikte ekler tekrar yayınlarım.
Müzisyenlikten gelme Haluk Levent Ahbap adı altında bir dernek kurdu, dernek üzerinden çok ciddi bir miktar parayı tarafına çevreledi. Öyle ki bir şehrin, bölgenin hatta ülkenin geleceğini, hayallerini çalan siyasi Ahbap’lar halen hızını kesmiş değiller, burda onlara da bir iki kelime etmek istedim. İster kabul edersiniz, ister etmezsiniz gerçek bu!
Lütfen Haluk’a çok görmeyin. İnanın sözüm bittiği yerdeyiz. Tahminime göre bu mevcut şartlarda devam edilirse, şayet bu politik kaynaklı rant sektörü aynı minvalde sürdürülürse bir 10 yıl daha debelenir dururuz, sonra her şey biter. Ne sana ne bana bir parça ekmek kalır. Bunu düşünen kimsenin bulunmayışı ayrı korkunç bir durum. Evet, maalesef çok sürmez, sürmeyecek! Size tozpembe gelebilir ama süratle her alan kemiriliyor. Doğanın, insanın, kültürün, hikayenin direnecek çok fazla gücü kalmadı.
Yine bu yazıyı üç beş gariban okuyacak biliyorum, asıl suçlular ise şu an daha çok zengin olmak için kim bilir kapalı kapılar arkasında hangi ihaleleri paylaşıyor, rantın temasını gözünden vuruyorlar. “Siz istediğiniz kadar konuşun biz nasıl olsa yolumuzdayız” deyip geçecekler. Yazık! Vallahi çok yazık oluyor.
