İçeriğe geç

TSO’da Malatya Aklı 

“Malatya aklı” ne demek bunu bir kere iyi okumalıyız. Tabiki bu şehrin de bir vicdanı, hafızası, aklı ve derin düşüncesi var. 

Ben şahsen –yeniliklerden– yana olduğumu, koltuk bırakmamanın varacağı yer ‘otokrasiden’ başka zemin olmayacağını da önceki yazılarımda açıkça dile getirmiştim. 

TSO seçimleri arafesinde adayların hazırlıkları, seçimi kazanmak adına ortaya koydukları strateji ve referanslar, öne sürdükleri kozlarının şehrin aklı ile bütünleşip bütünleşmediğini daha çok analiz edeceğim bu yazıda. 

Fakat Malatya sanayi ve ticaretinin çatısının altında ulusal niteliklerini de kuşatan bir yönetim sistemine dair bariyerleri tutacak isim kim olmalı sorusunu sorarken; Malatya aklı nasıl tecessüm edecek burada en çok onun üzerinde duracağız. 

Analizime geçmeden önce yaşanmış bir hikayeyi tam da yazının göbek bölgesine yerleştirmek istiyorum: 

“Efendim rivayet olunur ki 1950’lerde henüz Adıyaman’ın Malatya’nın kazası olduğu yıllarda Adıyaman-Kahta’da yaşayan ünlü bir şeyh bölgeye nüfuz edermiş. Seçim dönemi ve Chp ile Demokrat partileri hınca hınç seçimi kazanmak için kapıştığı zamanlar. Şeyh kendisi CHP’ye yani İsmet İnönü’ye destek vereceğini ilan eder. Lakin tarikatın ikinci adamı Halife’de Demokrat partili Adnan Menderes’e destek vereceğini açıklar. Şeyh bunu duyar duymaz çok sinirlenir ve şöyle der. “O kapıda ki it’e söyleyin haddini bilsin, kim oluyorda Menderes’e destek vereceğini açıklar.” Bunu duyan Halife’de tarihe geçecek şu cevapla karşılık verir. “Şeyhim kapıda ki it uyanık olmazsa şeyh içerde huzurla uyuyamaz!” 

Yazının sonunda anlattığım bu hikayede az kafası çalışanlar nereye bağladığımı anlayacaklardır. 

İzninizle şimdi başlayalım. 

Oğuzhan Sadıkoğlu iki dönemde TSO’yu yönetmiş bir başkan olarak TSO’nun tüm zaaflarını, inceliklerini, üyelerin ticareti ve ruh dünyası hatta ailelerine kadar bilen biri olarak en çok güvendiği üyeler üzerinden çevresini sapasağlam muhafaza ettiğini görüyoruz. Bir tahkimat süreci diyelim adına. Farkındaysanız komite başkanları ataması yapıyor şimdiden. Bunun anlamı güç bende mesajını vermektedir. 

Fakat yaptığı paylaşımlar, propaganda malzemesi olarak kullandığı metaforlar, ses tonu, mimikleri, kullandığı cümleler ile sokağı etkileme teorileri hepsi seçimi kaybetme korkusunun da sardığını açıkça belli ettiriyor. 

Sadıkoğlu’nun en büyük güç kaynağı Alevi üyeler. Malatyada ciddi bir Alevi iş insanı kitlesi var, bunların muhalif bir düşüncede olduğuna var sayarsak Sadıkoğlu’nun aslında bir muhalefet kontenjanında  kendini konumlandırdığı için asıl gücünü buradan devşiriyor. 

Tabii bu etkileşim süreçlerinde Malatya aklı dediğimiz asıl mesele başat bir unsur olarak kalıyor kıyıda.

O yüzden adaletli bir seçim demenin çok uzağındayız. Bir yandan TSO’nun gücünü sağ ve sol taraflarına alarak seçime giren bir aday, öte yandan kendi cebinden, doğal enerjisi, sosyal ilişkileriyle seçime giren bir aday. 

O aday Mahmut Poyraz, amatörce demeyelim ama çok temiz bir çalışma şeklini ortaya koyuyor. Oyunun kurallarına göre oynama gayretinde. Bir seçimde demokratik koşulların verilerinin dışına çıkmamaya gayret gösteriyor. Farkındaysanız rakibini nakavt edecek tonla materyal elinde bulunduğu halde kullanma toleransına girmiyor. Yada gerek duymuyor buna. Adayım ve biz herkese baş vuracağız isteyen oy verir, çoğunluk sağlanırsa kazanırım modunda. 

En büyük handikapı ise önceki yıllarda Ak Parti tabanıyla var olan siyasi ilişiği. Sanki İsrail’de bir partiye hizmet etmiş gibi bir suç şeklinde taktim ediliyor. Rakip aday açıkça şunu söylemekten çekinmiyor. Ak Parti’nin adamı. Zaten bu söylem tek başına yetiyor da artıyor bile. Ak Partinin adamı kodlaması yapılırken çok spesifik olağandışı angaje bir siyasi kültür empoze edilerek/ortalığa saçılarak baştan savma bir propagandaya maruz bırakılıyor. 

İşte Boyraz; eğer çok radikal bir söylemle Ak parti adamı imajını üzerinden çıkarıp atmazsa ve sadece TSO potansiyelini hedeflediğini, üyeleri de böyle olduğuna dair ikna etmezse bir sıfır değil, iki sıfır değil, üç sıfırlık bir yenilgi ile karşılaşacaktır. 

Üzerine yapışıp kalmış Ak Parti kürkü TSO seçimlerinde tüm iyi niyetini, gayretini, kazanma realitesini sekteye uğratan başlıca bir soruna dönüşmüş.  

Geri tarafta Boyraz Ak Partili olmanın ağır bedelini ödemekle yüzleşirken; Ak Partililer de şimdilik Boyraz’ı şayet yenilirse Ak Partinin adamı yenildi denilmesin diyerek cezalandırıyor. Aslında hiç bir Ak Partili vekil, belediye başkanı Boyraz’a  destekleri söz konusu değil. Bu yalnız bırakılma karşısında Boyraz’ın çok sıkı bir planı olmadığı açık. Bir yandan Ak parti adamı diye darbe üstüne darbe yerken diğer taraftan Ak Partiler bizimle alakası yok, tarafsız ve uzaktan izleyerek darbesini vuruyor. Arkadan da bazı Ak Partili kurmaylar el altından Sadıkoğlu’nu destekleyerek Boyraz’ı sırtından şişliyorlar. 

Mesela şehrin en etkili üst düzey bir Ak Partilisi ekibi ile birlikte Sadıkoğlu’nu örtülü destekleyerek ödüllendirmekten geri kalmadıkları gibi. 

Burada Ak Parti sosyolojisini şehirde ne hale geldiğini, Malatya aklını topyekün ıskaladığını, şehrin ana fonksiyonlarından koptuklarını, toplum ve şehrin bilimum kodlarından ne denli uzaklaştığının kanıtı. Daha çok Selahattin Gürkan’a duyulan alerjinin rövanşını Sadıkoğlu’nu örtülü destekleyerek hanesine + 1 kazanım olarak finali not etme peşinde bir manevra. 

Çünkü hesaplar Büyükşehir’in bir sonraki hikayesine uzanıyor. Büyükşehir’e göz dikmiş Bülent Tüfenkçi’yle arka planda şimdiden bir temas kurmak var. 

Temasta Boyraz seçimde alaşağı edilirse eğer Tüfenkçi’nin etrafını daha kolay sarılacağının havasını seziyoruz. Tüfenkçi’nin en gür sesli konuşması gereken başlık burası. Konuşur mu sanmıyoruz. Malatya aklının dışında gelişen basit-ucuz siyasi atraksiyonları hep beraber izliyoruz. 

Boyraz ve Sadıkoğlu cephesinde genel hatlarıyla arasında ki güncel farklara kısaca değinmeye çalıştıysakta yazı sayfalarca uzar diye kısa keseceğim. Her iki aday sahada. Ne var ki i; yönetimsel düzeyinden kavram düzeyine, kavram düzeyinden toplumsal seviyeye yükselten ve Malatya aklını “kim” kullanabilecek formülüne ulaşıp onu aktive edebilen kazanacak… çok kısıtlı zaman dilimine girdik, ilerliyoruz. 

Demem o ki; Her topluluğun yaşam tarzları, örfleri, adetleri, dilleri, yaşadığı bölgelerin iklimi, topografyası, bitki örtüsü, ilçeleri, köyleri, geçimini sağlama yolları ve tabii ki bakış açıları bazı farklara sebep olur. Hepsini topladığında o bölgenin aklını temsil eder. 

Yani Malatya bu sistemlerle de sürekli iletişime giriyor, onlardan bir şeyler alıyor, onlara bir şeyler veriyor. TSO seçimleri halkın, toplumun, Malatya aklının dışında gelişen bir sürece evrildi. Adayların hangisi daha çok Malatya aklına yakın olduğu da elbette değerlendirilecektir. Üyeler bunun matematiğini en iyi şekilde yaparak oy kullanacak. Ondan bu yalnızca bir seçim değil şehrin ulusal vizyonunu oluşturmanın bir başlangıç şıkkı sayılabilir. 

“

Boyraz mı Sadıkoğlu mu?” seçeneklerinden çok belli bir ideolojiyi, düşünceyi, hikayeyi savunan değil Malatya aklını kimin arkasına alacağı belirleyici olacaktır. Dolayısıyla yukarıdan aşağıya bahsettiğimiz o akıl bütün Malatya’nın düşüncesini şekillendiren devasa bir güç olarak ortaya çıkacak. Sanırım dananın kuyruğu da o gün kopacaktır. 

Son cümle geçmiş TSO başkanlarına Halit Ziya Özkan-Abdurrahman Yavuz vs gibilerine atıf yapmanın şimdiye kadar kimsenin aklına gelmediği bir seçimde Malatya aklı’ndan söz etmenin mümkün olmadığını gösteriyor. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir